Galeri

İletişim Bilgileri:

Alacaatlı Mahallesi Park Caddesi 15/1 Çayyolu/Çankaya ANKARA

0312 353 59 59

hello@tintmimarlik.com

Folow Us

Bahçeniz Yok Mu? Kış Bahçesi Ve Keyif Balkonu Önerilerimiz Sizlerle…

Herkes evinde keyifli vakit geçirebilmek ister. Bu keyifli anlarınız için de en önemlisi tasarımıyla kış kelimesinin soğukluğunu örten sıcacık bir kış bahçesi. İsmi kış bahçesi bu konuda hemfikiriz fakat kış bahçesi sayesinde her mevsimde mükemmelliği yaşayabilir ve arkanıza yaslanıp manzaranızın keyfine varabilirsiniz.

Bahçeniz Yok Mu?

TİNT MİMARLIK KIŞ BAHÇESİ

Çoğunluğumuzun evlerinin birer apartman dairesi olduğu yadsınamaz bir gerçek peki neden dairede oturanların da kış bahçesi olmasın? Ankara mimarlık firmaları arasında bu konu ile ilgili son derece tecrübeli olan Tint mimarlık kış bahçesi konusunda öneriler sunuyor. Kış bahçesi fikirlerimizi dairenizde bulunan balkonunuz için de uygulayabilirsiniz.

Bahsettiğimiz kış bahçesi veya keyif balkonu için dekoratif obje ve unsurlardan destek almayı ihmal etmeyin. Bu unsurlar projemizin en önemli rolüne sahip. Detay diye düşündüğünüz objeleri doğru yere yerleştirdiğiniz zaman artık o objesiz evin boş kalacağını fark etmemeniz içten değil. Emin olun bir lambader veya bir vazo evinize hiç düşünmediğiniz şekilde bambaşka bir hava katacak ve iyi ki almışım diyeceksiniz.

Lambader

Zemin seçiminizi parkeden yana kullanıp üzerine bir kilim sermeniz evinizi hem etnik hem de otantik gösterecektir.

Örgülü açık renk salıncakların varlığından yararlanmayı da unutmayalım. Ayaklarımızı yerden kesecek olan bu salıncaklar hem görsel hem de konfor olarak evinizin yerel mimari konseptli kış bahçesine inanılmaz yakışacak.

Salıncak

Duvar için ise tek bir duvarda zevkli şekilde seçilmiş bir duvar kağıdı veya modernizmi yansıtabilmeyi gerçekten başaran görseller kullanabilirsiniz.

Penceremizde zebra perdelerden faydalanmamız hem bizim için daha konforlu olacaktır hem de kış bahçemiz veya keyif balkonumuza spor-şık bir hava katacaktır.

Ayrıca seçtiğimiz bir duvarda tuğla görünümünün gücü ve yapısallığından faydalanabileceğimiz de aklımızın bir köşesinde olmalı diye düşünüyorum.

Bahçeniz Yok Mu?

Biraz daha otantik bir görüntü için ise bitkilerin renklerine ve varlığına sığınabiliriz. Çeşitli büyüklük, renk ve cinslerde olan bitki varyasyonları diplerinde kum yerine belki taşların görünmesiyle kış bahçenizi güzelleştirme konusunda rakipsizdir.

Türkiye’de Çarpık Kentleşme

Doğal afet ülkesi olmamız sebebiyle hemen hemen her gün düşük şiddetlerde olsa da ve hissedilir derecede olmasa da ülkemizin farklı bölgelerinde depremi yaşıyoruz. Özellikle son yaşanan İzmir depreminin yankıları ve yaraları halen devam etmekte. Peki tüm Dünya’da çok daha fazla şiddetli şekilde yaşanan depremlerdense neden bizim ülkemizde yaşanan depremler sonucunda daha çok etkilenme ve binaların yıkılması söz konusu?

İşte bu sorunun cevabı yazımızda…

Öncelikle kent kelimesinin anlamını bilmek durumundayız. Anlam olarak kent; insanların her türlü ihtiyaçlarını karşılayabildikleri, her türlü tehdit ve saldırıdan, iklim koşulları dahil olmak üzere korunabildikleri, kalabalıkça yaşandığı halde kendilerini güvende hissettikleri alana verilen isimdir.

Kent, sahip olunan sosyo-ekonomik, kültürel, yönetim şekli, nüfus ve üretimi yapılan ürünler bakımından kırsal kesimden ayrılır. Kentleşme ise ülkede bulunan kent sayısının ve kentlerde yaşayan nüfusun artmasıyla birde köyde yaşayan insanların kentlere göç etmesiyle oluşur. Konuyla ilgili olarak yerel mimari isimli makalemizi inceleyebilirsiniz. Aynı zamanda toplumsal gelişme ve değişmelerin de bir yansıması olan kentleşme, sanayileşme seviyesi ve konut sayısının da artmasına sebebiyet verir.

Ancak çarpık kentleşme diye tanımlanmış olan ve ülkemizde de hemen hemen her insanın kulak aşinalığının olduğu bir anlam bütünü var.Çarpık Kentleşme

Çarpık kentleşme, ülkede kentleşmeye yardımcı olan artan nüfus gidişatı sonucunda plansız ve denetimsiz şekilde, estetiklikten uzak olarak altyapısız biçimde yerleşmeye denir.  Çarpık kentleşme çağımızın en büyük sorunlarından biri olup mevcut dokunun tahribine, tarihi ve kültürel değerlerin yok olmasına, görüntü kirliliği ve agresifliğe neden olmaktadır. Hatta çarpık kentleşmenin kentte yaşayan insanlarda kişilik bozukluğu ve bir takım psikolojik rahatsızlıklara da yol açtığı bilinmektedir. Köyden kente yapılan göçler sonucu kent içerisindeki yerleşme ve nüfus oranı önceki verilere göre 10 misli artmış durumdadır.

Çarpık Kentleşme

Hızlı kentleşmenin hızla çarpık kentleşmeye dönüştüğü ülkemizde çarpık kentleşme, yazımızın birazcık yukarısında anlamını açıklarken bahsettiğimiz plansız yerleşme, ülkemizde planlı fakat yanlış planlamanın bir sonucudur.

Belki de şehir planlaması yapılırken nüfusun bu denli artacağı planlanmamış da olabilir. Bir yerlerde bir takım hataların olduğu, hataların büyük olduğu kesin. Üstelik bu hataların geri dönüşü olsa bile hayatta insana verilen en kıymetli kavram olan zamanı alıp götürdüğü, senelere mal olduğu ve maddi açıdan da çok büyük yıkımlar yarattığı net olarak bilinmektedir.

Çarpık kentleşmenin nedenleri; imar planının yapılmaması, cadde ve sokakların yanlış yerleşimi, binaların plansız yapılması, yanlış yapılanma, yanlış alt yapı veya alt yapı yetersizliği, ulaşımdaki sorunlar olarak sıralanabilir.

Çarpık Kentleşme

Çarpık kentleşme, toplumda mutsuzluğa, çevre ve görüntü kirliliğine, tarihsel, kültürel ve doğal değerlerin tahribine ve yok olmasına, verim kaybına, kaynak israfına, hizmetlerin aksamasına, asayişsizliğe, güvensizliğe, devlet düzeninin kurulamamasına veya doğru olamamasına yol açmaktadır.

Çarpık kentleşmeyi önlemek için en önemli unsur kent planlamasının ülkede bulunuyor olması ve doğru şekilde yapılmış olmasıdır. Doğru kentsel planlama, toplum yararını esas alan güvenli ve sürdürülebilir yaşam çevresi oluşturmaya yönelik bir kamu hizmetidir. Kent planlama, mekan oluşumunun nedenlerini, ekonomik, demografik ve sosyo-kültürel ve çevresel dinamikleri, bilimsel ölçütlerle sistematik olarak araştırır, tahmin eder, senaryolaştırır.

Yanlış yapılaşmanın doğurduğu sonuçlar ne yazık ki ülkemizin yaşadığı depremlerde ve kayıplarımızda gözler önüne serilmektedir. İleride doğuracağı sonuçlar tahmin edilebilir durumdayken doğru kentsel planlama yapılarak çarpık kentleşmenin ve yaratacağı sorunların önüne geçilmelidir.

Çarpık KentleşmeNOT: Yazımızın içerisinde görüntü kirliliği olmaması açısından çarpık kentleşme fotoğrafları kullanılmamıştır.

Yerel Mimari

Kültürümüz, gelenek – göreneklerimiz eski zamanlara göre önemini yitirmiş olsa da geçmişten gelen güzelliklerin miras olduğu ve devam etmesinin gerekliliği kanaatindeyim. Bu devamlılık bizim imzamız niteliğinde olacaktır.

Ankara mimarlık firmaları arasında yer alan Çayyolu tint mimarlık olarak bu konudaki görüşümüz şu şekilde. Her ülke kendi yerel mimarisine tamamıyla sahip olmasa bile muhakkak ülkesinin kültür ve esintilerini yansıtıyordur. Yerel mimari, mimari yapının bulunduğu bölgedeki geleneksel malzemeleri ve kaynakları kullanan bir tür yerel veya bölgesel yapı olarak tanımlanır. Bir tür kimlik belirtme olarak adlandırılabilir. Rubenilson Brazão Teixeira, her yerel mimarinin, belirli etnik gruplardan kaynaklandığı ve her zaman önceki nesillerin oluşturduğu tanıdık formlara dayanan uzun bir sürecin sonunda oluştuğu anlamında geleneksel olduğunu belirtir.

Türk Mimarisinde Çini

Türk Mimarisi için çini kullanımı ve Osmanlı esintileri çok önemli unsurlardır. Geçmişteki hemen hemen her mimari yapının dışında veya içerisinde küçük dahi olsa mutlaka çini kullanılmıştır.

Bu çiniler dönemin mimarlarının dış dünyadan küresel olarak etkilenmesinin sonuçlarını da yansıtmaktadır. Örneğin Lale Devri olarak adlandırılan dönemde mimari yapılarda kullanılan çinilerin büyük bir bölümü hakikaten lalelerden oluşmakta ve onlardan esinlenmektedir.

Çini

Lalelerin Osmanlı Hanedanını yansıttığı ve mimarlar tarafından hükümdarlara ithaf edildiği bilinen bilgilerimiz arasındadır. Çok kullanılan bir diğer çini deseni de meyvelerdir bu meyvelerden üzüm, nar ve limon en fazla kullanılan meyvelerdir. nar

Çünkü geçmişimizde narın bereketi üzüm ve limonun ise şifayı temsil ettiğine inanılırdı.

üzüm

Osmanlı ve Selçuklu devletleri dünyaya uzun seneler boyunca hükmetmiş ve fetih ettikleri yerlere yazımızın başında bahsettiğim gibi adeta imzalarını bırakmak adına su köprüleri, camiler, kaleler, kervansaraylar, şifahaneler yaptırmışlardır.

Türk Mimarisinde Kapılar

Türk Mimarisi için bir diğer önemli unsur da kapılardır. Elbette ki her evin kapısı çok büyük olup, işlemelerden oluşmuyordu. Geçmiş mimarisinde kapılarımızı ikiye ayırabiliriz. Evlerin kapısı ve Taç Kapı adı verilen önemli mimarilerde kullanılan ve kendi başına mimariyi görünüm olarak taşıyabilen baş kapı anlamına da gelen Serderler. En görkemli binalarda ilk olarak kapılar dikkati çekmektedir. Bütün süsleme detayları ve el işçiliği, zanaatkarların tüm marifeti kapılarda sergilenmiştir.

 

 

beton kapı

Dilerseniz yurt dışından yerel mimari örnekleri ile yazımıza devam edelim…

Tulou Konutları, Çin

Tulou Konutları, Çin.

Nijo KalesiNijo Kalesi, Japonya.

Bu fotoğraflara baktığımız zaman görüyoruz ki, mimari yapıların kapıları bizim mimarimizde önemli olduğu kadar yabancı ülkelerde de büyük önem arz etmekte ve ihtişam içerisinde tasarlanmış durumda. Bu durumun sebebi aslında kapıların ülkenin gücünü ve zenginliğini simgeliyor olmasıdır.

Japonya’ya gittiğimiz andan itibaren Japonya’da olduğumuzu çok kolaylıkla anlıyoruz işte tam olarak buna yerel mimari deniyor.

Fushimi İmari

Fushimi İmari Tapınağı, Kyoto.

Bu görsellerde de Japon kültürünün önemli parçalarından olan hayvan sembolleri göze çarpıyor. Özellikle köpek bu ülkede sadakati, ülkeye olan bağlılığı ve aidiyeti temsil etmektedir.

Çin mimarisinde ise gözümüze en çok ejderha figürünün kullanıldığı çarpıyor. Çinliler için ejderha, asaletin, iyi şansın, kudretin, gücün ve kutsallığın sembolüdür. Atasözlerinde bile ejderhanın önemine değinilmiştir. Öyle ki, bir Çin atasözü şöyledir; “Oğlun bir ejderha gibi olsun”. Ayrıca Antik Çin’de hükümdarların ejderha soyundan geldiğine inanılmaktaydı. Ejderha figürü yalnızca Çin Mimarisini değil aynı zamanda diğer ülkelerin mimarisini de oldukça etkilemiş durumda. Hatta öyle ki Güneydoğu Asya’da Hindiçin Yarımadasının ortasında yer alan Tayland’da dev bir ejderhanın kollarında tutsak olarak kalmış bir Budist Tapınağı gözümüze çarpıyor.

Wat Samphran

Wat Samphran, Tayland

İnceleyeceğimiz bir diğer yerel mimari örnekleri de Rusya ülkesine ait. Bu ülkede ihtişamın en üst seviyelerde yer aldığını ve adeta masallarda bahsedilen şatoların gerçeğe dönüştürülerek mimariye yansıtıldığını görüyoruz.

Rusya

Gelin bir de Dünya’nın en görkemli metrolarından biri belki de en görkemlisi olan Moskova Metorusu’nu inceleyelim.

Moskova Metrosu

Ülkenin kendi inanışını, kültürünü ve simgelerini tamamıyla sergileyen bu metroda büyük ve çarpıcı bir o kadar da değerli taşlardan oluşan avizeler Rus Yerel Mimarisinin en göze çarpan unsurları.

Moskova Metrosu 2

Vitray camlar, melek figürleri, çiçekler, duvarların kenarlarındaki altın varak işlemesi ve ülke tarihinin ünlü düşünürlerini her baktığımız yerde görebiliyoruz.

KremlinTürkiye ve Dünya’dan örneklerle yerel mimari makalemiz umarız okuması keyifli ve fikirlerinize ışık tutabilecek şekilde olmuştur.

 

Kasım 24, 2020 by Tint Mimarlık 0 Comments

İnziva Vakti

Ankara’nın en güzel semtlerinde, yeşillik içerisinde bir arsanız veya müstakil bir eviniz var fakat nasıl değerlendireceğinizi bilmiyorsanız doğru adres Tint Mimarlık.

Doğal yaşama dönüşün ve ihtiyacın başladığı bu zamanlarda yemyeşil alanlarda müstakil bir ev hayal edin, biz de hayalinizi gerçeğe dönüştürelim. Ankara mimarlık firmaları arasında oldukça  sağlam referanslara sahip Tint Mimarlık, Korunun içinde, doğal ve doğa temalı, ahşap ağırlıklı fakat modernizmden yararlanılan villalar size yeni bir yaşamın kapılarını açıyor. Güçlü köklere sahip olan geniş yapraklı ve gölge sağlayan ağaçların altında hoş bir mimariyle yapılmış evinizde kahvenizi yudumlarken aynı zamanda çocuklarınızın bahçenizde koşuşturduğunu ve oyunlarla doğanın içinde yetiştiğini düşünün.

inziva vaktiDoğal olarak kendiliğinden yıpranmış ahşaplar, kiremit renginde veya daha açık tonlarda taş duvarlar, derin meşe pencere pervazları, evinizi daha sıcak, rustik, sade, temiz ve açık olmaya yöneltiyor. Yaz buluşmalarının düzenlendiği ve ailenin keyifle toplanması için özel olarak tasarlanan evinizde, kış mevsiminde kar yağışını izlemekle yetinmeyip, çocuklarınız ve eşinizle veya arkadaşlarınızla kartopu savaşı yapmanızı öneririz.

Ankara’nın En Güzel Villaları

Size özel hazırlanmış olan müstakil evinizde hayatınızın en güzel zamanlarını geçirdiğinizi ve yepyeni muhteşem anılar biriktirdiğinizi gözlemlemeniz hiç de zor olmayacak. Ailenizin geçmişi ile bugünü arasında anlamlı bir bağ kurmaya çalışarak kişiye özel tasarladığımız motiflerinizle duvarlarınızı şekillendirebilir ve varlığınızı her bir odaya mühürleyebilirsiniz.

İNZİVA VAKTİÇocuklarınıza yeni bir yaşam sunduğunuz için size minnettar kalacakları konusunda tüm kalbimizle hemfikiriz. Evinizin manzarası çok büyük ihtimalle yeşil alanlardan ve yakındaki geçen yoldan oluşmakta olacak. Bu harikulade manzaraya mütevazi ve bir o kadar da modern bir yapı inşa etmek bizim görevimiz. Uzun ömürlülük ve az bakım gerektirecek şekilde tasarlanan evler, ev sahipleri için yaşam döngüsü maliyetini düşürür. Neredeyse tüm dış malzemeler, on yıllar boyunca dayanıklı kalması amaçlanan malzemelerle minimum bakım isteyecek şekilde tasarlanmak durumunda. Ankara’nın en gözde semtleri olan Çayyolu, Gölbaşı, İncek gibi bölgelerinde Tint Mimarlık ailesi olarak evinizi bize emanet etmenizi istiyor ve bundan büyük keyif alıyoruz.

İNZİVA VAKTİ

inziva vakti

Bunlar size yeterli gelmediyse kitap odanıza inzivaya çekilip kitap okuyabilirsiniz. Mimari kitap odası tasarımı hakkında makalemizi “Kitabınızı nerede okuyorsunuz” isimli bağlantıya tıklayarak okuyabilir, tasarımı inceleyebilirsiniz.

Kasım 20, 2020 by Tint Mimarlık 0 Comments

Kitabınızı Nerede Okuyorsunuz?

Koronavirüs’ün bizleri evlerimizde daha çok zaman geçirmeye zorladığı kaçınılmaz bir gerçek. Peki ya evlerimizde geçirdiğimiz zaman gerçekten kaliteli mi yoksa yalnızca günlerimizi mi dolduruyoruz?

İşte mimarların evimizde geçirdiğimiz zamanı kaliteli kılmak için bizlere yeni önerisi “Kitap Odaları”.

Kütüphane oluşturabilecek kadar büyük bir alanınız yoksa yine de evinizde kütüphane varmış gibi bir hava yaratabiliyorsunuz. Bizlere bu havayı yaratabilmemizi sağlayan kitap odaları tam olarak şu şekilde görünüyor:

Kitao Odaları

Aynı zamanda çocuklarınız için de yeni bir keşfetme ve öğrenme alanı olacak olan Kitap Odaları saatlerce keyifli zaman geçirebileceğiniz yepyeni yaşam alanınız olacak. Bu odaları yaparken bizim mimarlarımızın en çok dikkat ettiği unsurlar mekânsal nitelikleri ele alarak çok işlevli okuma alanı yaratmak oluyor. Aslında bu alanların hem yetişkinler hem de çocuklar için eşit ve büyük derecede ilgi çekici ve keyif verici olması gerekiyor. Özellikle bilimsel araştırmalara göre bizim ülkemiz Türkiye’de okuma oranları oldukça düşük seyrediyor ve bunun bir ve belki hatta büyük bir sebebi de okuma alanlarının sıkıcı şekilde dizayn edilmiş olan mimarisidir.

İnsanın bir yerde bir aktiviteyi gerçekleştirebiliyor ve gerçekten kaliteli zaman geçirebiliyor olması için kendini bulunduğu yere ait hissetmesi gerekmektedir. Bu aidiyet duygusu beraberinde birçok başta akla bile gelmeyen aktiviteyi daha sonradan gerçekleştiriyor oluşunu izletir insanlara.

Kitap Odaları 2

Kitap odalarını tasarlarken tüm olumsuz duygulardan uzaklaşarak özgürce ve tamamıyla olumlu duygulara yönelerek bilgiyi, paylaşımı, yeni kültür ve ufuklara açık olmayı kendimize baz alarak bir tasarım yapmamız gerekiyor ki bizim bu olumlu duygularımız bu odalarda zaman geçiren okurlara yansısın ve etkilensinler.

İşin en güzel kısmı ne biliyor musunuz? Fazla bütçeye ihtiyacınız olmadan bu odaları hayata geçirebiliyor olmanız. Kitap odalarını hayata geçirerek kendinize yepyeni yüzlerce hayat sunmuş oluyorsunuz. Çünkü raflarımızda bulunan her bir kitap apayrı bir hayatın öyküsü ve bizim okuduğumuz her bir kitap da bu kitap ve farklı yaşam öykülerine tanık olmak demek.

Kitap Odaları 3

Yapacağımız kitap odalarımız için olmazsa olmaz olan şey gün ışığıdır. Mümkün olan en fazla doğal ışığı iç mekana çekebilecek bir tasarım yapılması okurlar için daha okunabilir ve keyif alınır bir ortam sunar. Eğer cam cepheye sahipsek şanslıyız çünkü iç mekan akşam geç saatlere kadar doğal gün ışığı ile dolup, günün büyük bir bölümünde yapay ışık kullanımını azaltmaktadır.  Hatta ve hatta  bu alanın birçok farklı şekilde kullanılabilecek bir esnekliğe sahip olmasına yardımcı olmak için bir tarafta amfi tiyatro şeklinde gayri resmi oturma önerilebilir.

Duvarlarınızı çocuklarınızın sevdiği kahramanlarla süslemeyi unutmayın. Bu şekilde onların kitap okuma odasını daha çok sevmesini ve daha çok zaman geçirmesini, kitapları daha çok koklayabilmelerini sağlamış olursunuz.

Kitap Odaları 4

Odada bulunan mevcut duvarları, tuğlaları renklerle birleştirerek kaynak ve maddiyat israfına izin vermeden ve gerek kalmadan harika bir kitap odası elde edebiliriz. Şayet alanımızı donuk yapıların görünümünden uzaklaştırarak daha sıcak, samimi ve insancıl bir mekan haline getirmek istersek renkleri ve dokuları mümkün olduğunca toprak tonlarında tutabiliriz. Bu tonlar bize şimdiye kadar gördüğümüz soğuk olan kitap okunan alanların tipik biçimsel kurulumundan uzaklaşabilmeyi sağlar.

En sıcak en samimi ortamı yakalayabilmek için asla ve asla canlıları unutmayın! Doğal bitkileri içeride ve dışarıda mevsime ve mekana uygun olarak yerleştirdiğiniz zaman oturduğunuz koltuktan gördüklerinize kendiniz bile inanamayacaksınız. Adeta sizi içine çeken bütünsel bir çalışmaya imza atmış ve ruhsal dinlenmenizi sağlamış olacaksınız.

Kitap Okuma Odası 5

İzin verin Ankara Çayyolu mimarlık firmaları arasında en yenilikçi fikirlere sahip olan mimarlarımız evinizi güzelleştirsin.

Tint Logo

Yeni Nesil Mimari ‘de Yeşil Çatılar

Günümüzde Yeni Nesil Mimari ‘de Yeşil Çatılar favori olmaya başladı. Söz konusu mimarlık olunca yeni nesil mimariyi sürekli takip etmek gerekir. Günden günde globalleşen dünyamızda küresel ısınma ve artan popülasyon ile birlikte insanlar haklı olarak sürdürülebilir ve sürekli yapıların arayışına girmeye başladı. Ankara mimarlık firmaları arasında en profesyonel çalışmalarla kendini ispatlamış olan Tint mimarlık, yenilikleri her daim takip ediyor. Günümüz mimarları bu istek ve ihtiyaca karşılık vererek bir adı yeşil çatı diğer adı eko çatı olan bahçeli çatı sistemlerini keşfetti. Yeni nesil mimarlarının keşfettiği bu yeni yapılar insanlara apartman dairelerinde yaşıyor olsalar bile bahçe keyfi sürebilmeyi vadediyor.

 Chicago Belediye Binası, ABD

Chicago Belediye Binası

Yeşil Çatıların Faydaları İse Şöyle Sıralanabilir;

  • Görünüm olarak daha cezbedici bir alan sunar,
  • Sürdürülebilir yaşamı mümkün kılar,
  • Yağmur suyunu %75’e kadar hapsederek yağmur suyunun akışını yavaşlatarak drenaj altyapısı üzerindeki baskıyı azaltır,
  • Kentsel ısı adası etkisi azalır. Kentsel ısı adası; insan faaliyetleri sebebiyle çevredeki kırsal alanlardan büyük ve önemli ölçüde daha sıcak olan metropol alanlara denmektedir.
  • Yeşil alanlar havayı filtreler ve böylece hava kalitesi iyileşmiş olur,
  • Yeşil çatıların ısıl kütle etkisi vardır. Bu etki sayesinde ısınma maliyetleri azalır,
  • Zararlı UV ışınlarından ve donma-çözülme döngülerinden koruyarak su yalıtım membranının ömrünü uzatır.
  • Değerli bir bina varlığı sağlayarak mülk değerinizi artırır.

Minneapolis, Minnesota, ABD

Minneapolis, Minneasota, ABD

Lüksemburg, Avrupa Yatırım Bankası Binaları

Avrupa Yatırım Bankası Binası

Türkiye Mimarisinden Son Haberler

Ecotone İstanbul

Bu makalede Türkiye Mimarisinden Son Haberler bulabileceksiniz. Eğitim ve endüstri artık bir arada. İstanbul Yıldız Teknik Üniversitesi tekstil akademisi ve bir öğretim bloğunun arasında yer alan Ecotone sayesinde ortak çalışma alanları yeniden şekilleniyor. Ecotone yapısı insanlara doğayla iç içe olabilme, dış dünyadan uzaklaşmama ve esnek çalışma imkanı sunuyor. Ayrıca boru şeklindeki kolonların yapımında yenilikçi bir üretim teknolojisi kullanılmıştır.

Tüm dünyayı etkisi altına alan küresel salgın Covid-19 sırasında geliştirilmiş olan Ecotone, dış alanların entegresi, sınırlandırılmış şekilde konumlandırılan ve korunan ancak bir o kadar da akışkan  ofis bölgeleri ile küresel salgına dayanıklı ve sürdürülebilir ofis mimarisi için yeni bir örnek ve vizyon sunuyor. Bunun yanı sıra bu proje insanlara, açık hava toplantı alanları da yaratıyor. Ek olarak hem drenaj hem de soğutma için su, gökyüzünden toprağa boru şeklindeki kolonlardan geçerek ulaşır.

Ecotone İstanbul'a Tanıklık Edin

Alanya Manzarasında Kompleks Evler

Alanya’da en güzel manzaraya sahip olan bir bölgeye inşa edilmesi planlanan Dikey Villa Projesi yeşil sıradağların ve uzak sahil şeridinin eşsiz görünümünü gözlerinizin önüne seriyor. Bu yapı cam, beton ve peyzajın karmaşık ancak muhteşem bir geometrik kompozisyonudur.

Projelerde eğimli çatı sistemi uygulanarak sıra dışı bir yapıt ortaya konmuştur. Tasarım sürecinin başlaması yamaçların manipüle edilmesi ve şantiye etrafındaki yönlerin değiştirilmesiyle başladı.

Bunun sonucunda evlerin her biri mimari kübik zeminler ve ayrı olarak kendi eğimli çatısına sahip oldu.Alanya'nın Eşsiz Manzarasında   Dikey Villa Projesi

Yeni Sahil Vahşi Yaşam Merkezi

KÂAT Architects tarafından İztuzu Plajı için yeni bir yaban hayatı araştırma ve rehabilitasyon merkezi tasarlanarak, Çevre Ve Şehircilik Bakanlığı’nın düzenlemiş olduğu yarışmada birincilik ödülü kazanıldı ve bu projede İztuzu Plajı’nın doğal ve kültürel kaynaklarının sürekliliği ve sürdürülebilirliği amaçlanmıştır.

Negatif karbon ayak izi ile tasarlanan proje, İztuzu Plajı’nın doğal unsurlarının oluşturduğu özelliklerle Anadolu’nun Akdeniz ile değişken bir peyzaj üzerinde buluştuğu noktada yer alıyor. Habitatlar, türler ve süreçler alanın biyolojik ve ekolojik özelliklerini oluşturan ana odak noktasıdır.

Tasarım, ağaçların kendi yaşamlarını sürdürürken bir diğerinin yaşamasına izin vermek için hatta birbirine asla değmediği ‘taç utangaçlığı’ denilen doğal olgudan türetilmiştir.

Ek olarak tasarım birden çok kanopi yapısından meydana geliyor ve bu kanopiler ağaçlara göre şekillenerek ve topoğrafyanın eğimini yansıtarak toprağın doğal yaşamının devam etmesini sağlıyor. Bu tarz profesyonel projeler Ankayara çayyolu mimarlık hizmeti veren Tint Mimarlıkta hayal değil hemen iletişime geçin.

Yeni Sahil Vahşi Yaşam Projesi Ödüllü Projeyi Gördünüz Mü?

Kasım 9, 2020 by Tint Mimarlık 0 Comments

Villa Mimarisi

Bu sektörde Villa Mimarisi oldukça büyük önem taşır. Artık nezih bir yaşam için şehir dışındaki kuytu semtlere taşınmanıza ve ulaşım sorunu çekmenize gerek yok. Sahibi olduğunuz villaları güvenilir mimarlar ile birleştirmek size yeni bir yaşam keyfi sunuyor. Huzur ve ihtişamın bir arada olabilmesi için akıllı ev teknolojilerine geçirdiğiniz villanızda sauna, havuz, bahçe ve spor salonları oluşturarak uygun bütçelerle kendinize yeni bir hayat sunabilirsiniz.

villa mimarisi ve günümüzdeki önemi

Tint Mimarlık ailesi olarak villalarınızı güzelleştirmeye ve imkansız gibi görünen alanları mümkün kılarak sizlere teslim ediyoruz. ANKARA’nın en cazibeli yaşam alanı olan Çayyolu semtinde birçok villa dizaynı projemizi müşterilerimize karşılıklı memnuniyetle teslim etmiş durumdayken aynı zamanda birçok projemizi yapmaya da tam özen, istek ve gayretle devam ediyoruz. Bu konuyla ilgili olarak yerel mimari makalemize de gözatabilirsiniz.

Villa Mimarisinin Önemi

Eğer siz de bu küresel salgın döneminde apartmanda yaşanabilen sınırlandırılmış özgürlükten sıkılmış durumda iseniz ve hayata yepyeni bir pencereden bakmayı dilerseniz, Tint Mimarlık’tan villa Mimarisi konusunda iddialı ve muhteşem mimarlarından destek isteyebilirsiniz. Gelin siz de evinizin balkonuna çıkmak ve balkonda tartışan kardeşleri izlemeye maruz kalmak yerine estetik mimariyle buluşmuş olan bahçenize çıkarak havuzunuzun veya botanik bahçenizin keyfini çıkarın. Unutmayın; “Hayalinizdeki Mekan ve Villa mimarisi Bir Tık Uzağınızda.”

Tint Mimarlık

Kasım 6, 2020 by Tint Mimarlık 0 Comments

Mimaride Koronavirüs Etkisi

Mimaride Koronavirüs Etkisi hafife alınmayacak kadar önemlidir. Salgın hastalıklar için tedavi merkezi yapma fikri günümüzden çok uzak bir zamana ait değil. İlk olarak 1933 yılında Finlandiya’lı mimar ve tasarımcı Hugo Alvar Henrik Aalto Finlandiya’nın güney batı kısımlarında küresel salgın olan Tüberküloz tedavisi için Paimio Sanatorium adındaki yapıyı tasarladı.
Paimio Sanatorium
Bina, cephesini çepeçevre saran geniş pencerelerin uzun duvarlarına ve yolcu gemilerinin parmaklıklarına benzer geniş bir çatı terasına sahip olması dolayısı ile katı bir geometrik yapıdadır.
Tüberküloz yirminci yüzyılın başlarındaki en acil ve en büyük sağlık sorunlarından biriydi. Paimio yapısındaki en önemli unsur, tüberküloz hastalığının tedavisine bir mimari olarak yardım edebilmeyi amaçlamasıydı. Örneğin; odalardaki tavanın açık rengi sessizlik ve huzur için özenle seçildi. Bunun yanı sıra odanın en ışıklı bölümü hastaların ayaklarına doğru yönlendirilerek hastalığın olumsuz yanlarından ve belirtilerinden biri olan ayakların soğuk olmasının önüne geçmek hedeflenmiştir.
Hastaların uyuyabileceği terasların yanı sıra pencerelerden gelen geniş gün ışığı da tedavinin bir parçasıydı, çünkü güneşin tüberküloz bakterilerini öldürmede etkili olduğu kanıtlanmıştı. Sanatoryumda mimarinin kendisi tedavinin bir parçasıydı.
Ne yazık ki geçtiğimiz aylarda hastalık ve mimari için yeni bir kavşağa geldik, burada kontaminasyon (bulaşma) korkusu ne tür alanlarda olmak istediğimizi ve olmamız gerektiğini yeniden kontrol ederek biz insanlara yön veriyor. Eski yıllarda yaşanan tüberküloz salgını modernizmi şekillendirirken covid-19 ve aylar boyunca evlerimizde karantinada kalmayı deneyimlememiz mimarlığın günümüz ve yakın geleceğini etkileyecektir.

1. Evsel Alan konusunda Mimaride Koronavirüs Etkisi

İnsanların mekânsal rutinlerinin ve artık sınırlandırılmış dahi olsa eski alışkanlıklarının yeniden uygulanabilmesi için mağazaların ve ofislerin tekrar şekillendirilmesi ve baştan biçimlendirilmesi gerekiyor. Bugünlerde karantina, insanoğlunun birçok kavramı baştan tanımlamasına sebep olmuştur. Bunlardan bir tanesi çalışma ortamlarımızdır ve bu süreç içerisinde gerekli olmayan tüm çalışanlar evlerinin sınırları ile daha yakından tanıştı. Evlerimiz hakkında her şeyi bildiğimize inanıyoruz özellikle de kusurlarını. Evimizin yeterince ışık almıyor olması, zeminin kirli olması ve banyonun küçük olması hepimizin hemfikir olduğu üzere evimizin kusurlarındandır. Mimarlar için bu kusurları düşünmek ve çözümlemek bir ruh araştırması egzersizidir. Eskiden bu kadar fazla düşünülmeyen hatta ayrıntı diye nitelendirilen odalarda bulunan kalın kapılar artık fazlasıyla düşünülüyor çünkü eğitim sistemi internet üzerinden sağlanan derslerle devam ediyor ve çocukların ses geçirmeyen kapı ve duvarlara ihtiyacı var.
Barlar, kafeler ve mağazalar artık kaçış imkanı sunmaktan çok virüs kapmaya yatkınlık sağlıyor. Bu durumda çözüm elbette ki yenilikçi fikirlerin sahibi mimarlarımız.

Eleştirmen Karel Teige’in 1932 tarihli kitabının adını verdiği gibi, mimarlar uzun zamandır “minimum varoluş” veya “minimum mesken” kavramıyla meşguller. Minimum varoluş, bir alanda kendinizi en az rahat hissetmeniz gerektiğini gösterir. Yirmi birinci yüzyıl şehir sakinleri olan bizler için minimum varoluş, küresel salgın öncesi her yerde yanımızda taşıdığımız mobil aksesuar paketi, örneğin işe gidip gelirken yanımıza aldığımız kulaklık, akıllı telefon, dizüstü bilgisayar, şarj kabloları ile oluşur. Ancak günümüzde, bu mobil aksesuar paketleri bir tür “maksimum varoluş” oluşturuyor; mümkün olduğunca küçük bir alanda olabildiğince fazla.
Şu anda ne minimum ne de maksimum varoluş tam olarak işlemiyor. Kişisel alanların, sosyal mesafenin ortasında olsa bile hem sanal olarak bağlantılı hem de fiziksel olarak zenginleştirici olması gerekiyor.

2. Ofis Alanı

Covıd -19, profilaktik (hastalığı önleyici) tasarım gerektirir. Maskeler ve eldivenler vücudumuzu ikinci bir deri gibi kaplayarak bulaşıcılığı engeller. Markette sıraya girerken kendimizin başkalarına karşı hastalığı bulaştırıcı aynı zamanda başkalarının da bizim için bulaştırıcı olmadığından emin olmak zorundayız ve bunun için bantlanmış ve ayrımlarla döşenmiş kasaları gözlemliyoruz. Idenburg gülerek, “Bant, mimarideki en büyük malzemelerden biridir,” dedi.

Kapatılmak veya kapanmak zorunda kalan işletmeler yeniden açıldıkça daha başka geçici stratejiler de ortaya çıktı. Bir Hollanda restoranı, yemek yiyenleri ve garsonları birbirlerinden korumak için dış mekan masalarının etrafına seraya benzer cam kabinler inşa etmiş durumda. Türkiye’de de benzer örnekler mevcut. İstanbul’un en ünlü semtlerinden biri olan Beyoğlu semtinde yer alan Türkçe Meze Restoran inşa ettiği cam kubbeler ile müşterilerine yemek yerken hastalıktan korunmak için yüksek ihtimal ve güzel bir hizmet sunuyor.
Türkçe Meze

Artık ofis alanlarında da açık ve ortak çalışma alanları son buluyor. Tüm çalışanlar birbirinden uzakta olmak istiyor ve uzak kelimesi küresel salgın döneminde güvenli kelimesiyle eş değer anlam kazanıyor. Ne kadar uzak, o kadar güvenli. Böylece ofis alanlarında da mimari yeniden ve salgına yönelik şekilleniyor. Bizleri akılcı çözümler üretmeye ve kendimizi mimarlara teslim etmeye yönlendiriyor. Bizler de üstümüze düşeni yapalım. Unutmayın; maske+sosyal mesafe+ hijyen+ doğru mimari.

Korona Ofis

 

 

Logomuz

Mimari Fotoğrafçılıkta Doğruluk

 Öncelikle Günümüz Teknolojisinin Fotoğrafçılık Üzerine Etkilerinden Bahsetmek İstiyorum…

Teknoloji Fotoğrafçılığı Nasıl Etkiledi?

Birkaç yıl önce Rich Norsigian, bir garaj satışında Amerikan manzara fotoğrafçısı Ansel Adams’ın kayıp fotoğrafları olduğu kanıtlanan 2 koli fotografik plakayı 45 dolara aldığında kendisine piyango vurduğunu düşündü. Bu durum tam da photoshop’un nasıl post-prodüksiyon işlerinde ve fotoğraflarını farklı değerlerde pozlayan fotoğrafçılar arasında standart hale geldiğini tartışırken ele aldığımız konuydu. Mükemmellik standart hale geldi, ki bu oldukça tehlikeli bir beklentidir.

Bu bölümde üzerine düşüneceğimiz yeni bir varsayım söz konusu. İşte senaryo:

Kazara birinin sorumsuzca ortalıkta bıraktığı bir zaman makinesinin içine düştünüz. Ve zamanda geriye doğru yolculuk ediyorsunuz. Ne kadar geriye gidersiniz?

Günümüzde çoğu kişinin telefonlarında oldukça donanımlı kameralara ve fotoğraf düzenleme yazılımlarına erişim şansı olması ve insanların oluşturdukları fotoğrafları kolaylıkla paylaşmalarına olanak sağlayan Instagram ve Facebook gibi sosyal medya platformlarının da yaygınlığıyla oluşturdukları fotoğraflara özen gösteren insanların yarattığı yükselen bir kültürden söz edebiliriz. Ankara mimarlık firmaları da dahil olmak üzere Profesyonel fotoğrafçılar da muhtemelen bu “fotoğrafçı” artışından etkilenmese de insanların bu meziyetleri takdir edilesidir. İnsanlar hayatlarından bir an yakalarken ya da bir hikaye betimlerken bir şeylere daha sanatsal bakmaya başladılar. Sonuç olarak çıta yükseldiği için her bir kişinin çektiği fotoğraf daha kompoze ve düşünülmüş hale gelmektedir.

Mimari Fotoğrafçılıkta Doğruluk

Mimari fotoğrafçılıkta doğru diye bir şey olmadığını düşünüyorum .Nihayetinde konudan sapıp, Mimari gibi göreceli bir kavram ve ,içinde bir çok doğruyu barındırıyor. Doğru açı dediğimiz ne olacak ki , çatı üzeri hava işleme ünitelerini post-prodüksiyonda dijital olarak kaldırmasının yarattığı endişe mi yok sa endüstriyel bir detay mı ?

Dijital olarak bir şeyleri değiştirmenin kabul edilir oluşunun sınırları nelerdir?

Bu ikili bir düşünce tarzı mıdır?

Ya her şey düşünülmeli, ya da hiçbir şey. Ya da elektrik hattını kaldırmak gibi küçük değişiklikler normal iken çatı üzeri malzemesi değerinde olan saçağı kaldırmak normal değil midir?

 

Hemen Ara