Galeri

İletişim Bilgileri:

Alacaatlı Mahallesi Park Caddesi 15/1 Çayyolu/Çankaya ANKARA

0312 353 59 59

hello@tintmimarlik.com

Folow Us

Kasım 20, 2020 by Tint Mimarlık 1 Comment

Kitabınızı Nerede Okuyorsunuz?

Koronavirüs’ün bizleri evlerimizde daha çok zaman geçirmeye zorladığı kaçınılmaz bir gerçek. Peki ya evlerimizde geçirdiğimiz zaman gerçekten kaliteli mi yoksa yalnızca günlerimizi mi dolduruyoruz?

İşte mimarların evimizde geçirdiğimiz zamanı kaliteli kılmak için bizlere yeni önerisi “Kitap Odaları”.

Kütüphane oluşturabilecek kadar büyük bir alanınız yoksa yine de evinizde kütüphane varmış gibi bir hava yaratabiliyorsunuz. Bizlere bu havayı yaratabilmemizi sağlayan kitap odaları tam olarak şu şekilde görünüyor:

Kitao Odaları

Aynı zamanda çocuklarınız için de yeni bir keşfetme ve öğrenme alanı olacak olan Kitap Odaları saatlerce keyifli zaman geçirebileceğiniz yepyeni yaşam alanınız olacak. Bu odaları yaparken bizim mimarlarımızın en çok dikkat ettiği unsurlar mekânsal nitelikleri ele alarak çok işlevli okuma alanı yaratmak oluyor. Aslında bu alanların hem yetişkinler hem de çocuklar için eşit ve büyük derecede ilgi çekici ve keyif verici olması gerekiyor. Özellikle bilimsel araştırmalara göre bizim ülkemiz Türkiye’de okuma oranları oldukça düşük seyrediyor ve bunun bir ve belki hatta büyük bir sebebi de okuma alanlarının sıkıcı şekilde dizayn edilmiş olan mimarisidir.

İnsanın bir yerde bir aktiviteyi gerçekleştirebiliyor ve gerçekten kaliteli zaman geçirebiliyor olması için kendini bulunduğu yere ait hissetmesi gerekmektedir. Bu aidiyet duygusu beraberinde birçok başta akla bile gelmeyen aktiviteyi daha sonradan gerçekleştiriyor oluşunu izletir insanlara.

Kitap Odaları 2

Kitap odalarını tasarlarken tüm olumsuz duygulardan uzaklaşarak özgürce ve tamamıyla olumlu duygulara yönelerek bilgiyi, paylaşımı, yeni kültür ve ufuklara açık olmayı kendimize baz alarak bir tasarım yapmamız gerekiyor ki bizim bu olumlu duygularımız bu odalarda zaman geçiren okurlara yansısın ve etkilensinler.

İşin en güzel kısmı ne biliyor musunuz? Fazla bütçeye ihtiyacınız olmadan bu odaları hayata geçirebiliyor olmanız. Kitap odalarını hayata geçirerek kendinize yepyeni yüzlerce hayat sunmuş oluyorsunuz. Çünkü raflarımızda bulunan her bir kitap apayrı bir hayatın öyküsü ve bizim okuduğumuz her bir kitap da bu kitap ve farklı yaşam öykülerine tanık olmak demek.

Kitap Odaları 3

Yapacağımız kitap odalarımız için olmazsa olmaz olan şey gün ışığıdır. Mümkün olan en fazla doğal ışığı iç mekana çekebilecek bir tasarım yapılması okurlar için daha okunabilir ve keyif alınır bir ortam sunar. Eğer cam cepheye sahipsek şanslıyız çünkü iç mekan akşam geç saatlere kadar doğal gün ışığı ile dolup, günün büyük bir bölümünde yapay ışık kullanımını azaltmaktadır.  Hatta ve hatta  bu alanın birçok farklı şekilde kullanılabilecek bir esnekliğe sahip olmasına yardımcı olmak için bir tarafta amfi tiyatro şeklinde gayri resmi oturma önerilebilir.

Duvarlarınızı çocuklarınızın sevdiği kahramanlarla süslemeyi unutmayın. Bu şekilde onların kitap okuma odasını daha çok sevmesini ve daha çok zaman geçirmesini, kitapları daha çok koklayabilmelerini sağlamış olursunuz.

Kitap Odaları 4

Odada bulunan mevcut duvarları, tuğlaları renklerle birleştirerek kaynak ve maddiyat israfına izin vermeden ve gerek kalmadan harika bir kitap odası elde edebiliriz. Şayet alanımızı donuk yapıların görünümünden uzaklaştırarak daha sıcak, samimi ve insancıl bir mekan haline getirmek istersek renkleri ve dokuları mümkün olduğunca toprak tonlarında tutabiliriz. Bu tonlar bize şimdiye kadar gördüğümüz soğuk olan kitap okunan alanların tipik biçimsel kurulumundan uzaklaşabilmeyi sağlar.

En sıcak en samimi ortamı yakalayabilmek için asla ve asla canlıları unutmayın! Doğal bitkileri içeride ve dışarıda mevsime ve mekana uygun olarak yerleştirdiğiniz zaman oturduğunuz koltuktan gördüklerinize kendiniz bile inanamayacaksınız. Adeta sizi içine çeken bütünsel bir çalışmaya imza atmış ve ruhsal dinlenmenizi sağlamış olacaksınız.

Kitap Okuma Odası 5

İzin verin Ankara Çayyolu mimarlık firmaları arasında en yenilikçi fikirlere sahip olan mimarlarımız evinizi güzelleştirsin.

Tint Logo

Yeni Nesil Mimari ‘de Yeşil Çatılar

Günümüzde Yeni Nesil Mimari ‘de Yeşil Çatılar favori olmaya başladı. Söz konusu mimarlık olunca yeni nesil mimariyi sürekli takip etmek gerekir. Günden günde globalleşen dünyamızda küresel ısınma ve artan popülasyon ile birlikte insanlar haklı olarak sürdürülebilir ve sürekli yapıların arayışına girmeye başladı. Ankara mimarlık firmaları arasında en profesyonel çalışmalarla kendini ispatlamış olan Tint mimarlık, yenilikleri her daim takip ediyor. Günümüz mimarları bu istek ve ihtiyaca karşılık vererek bir adı yeşil çatı diğer adı eko çatı olan bahçeli çatı sistemlerini keşfetti. Yeni nesil mimarlarının keşfettiği bu yeni yapılar insanlara apartman dairelerinde yaşıyor olsalar bile bahçe keyfi sürebilmeyi vadediyor.

 Chicago Belediye Binası, ABD

Chicago Belediye Binası

Yeşil Çatıların Faydaları İse Şöyle Sıralanabilir;

  • Görünüm olarak daha cezbedici bir alan sunar,
  • Sürdürülebilir yaşamı mümkün kılar,
  • Yağmur suyunu %75’e kadar hapsederek yağmur suyunun akışını yavaşlatarak drenaj altyapısı üzerindeki baskıyı azaltır,
  • Kentsel ısı adası etkisi azalır. Kentsel ısı adası; insan faaliyetleri sebebiyle çevredeki kırsal alanlardan büyük ve önemli ölçüde daha sıcak olan metropol alanlara denmektedir.
  • Yeşil alanlar havayı filtreler ve böylece hava kalitesi iyileşmiş olur,
  • Yeşil çatıların ısıl kütle etkisi vardır. Bu etki sayesinde ısınma maliyetleri azalır,
  • Zararlı UV ışınlarından ve donma-çözülme döngülerinden koruyarak su yalıtım membranının ömrünü uzatır.
  • Değerli bir bina varlığı sağlayarak mülk değerinizi artırır.

Minneapolis, Minnesota, ABD

Minneapolis, Minneasota, ABD

Lüksemburg, Avrupa Yatırım Bankası Binaları

Avrupa Yatırım Bankası Binası

Türkiye Mimarisinden Son Haberler

Ecotone İstanbul

Bu makalede Türkiye Mimarisinden Son Haberler bulabileceksiniz. Eğitim ve endüstri artık bir arada. İstanbul Yıldız Teknik Üniversitesi tekstil akademisi ve bir öğretim bloğunun arasında yer alan Ecotone sayesinde ortak çalışma alanları yeniden şekilleniyor. Ecotone yapısı insanlara doğayla iç içe olabilme, dış dünyadan uzaklaşmama ve esnek çalışma imkanı sunuyor. Ayrıca boru şeklindeki kolonların yapımında yenilikçi bir üretim teknolojisi kullanılmıştır.

Tüm dünyayı etkisi altına alan küresel salgın Covid-19 sırasında geliştirilmiş olan Ecotone, dış alanların entegresi, sınırlandırılmış şekilde konumlandırılan ve korunan ancak bir o kadar da akışkan  ofis bölgeleri ile küresel salgına dayanıklı ve sürdürülebilir ofis mimarisi için yeni bir örnek ve vizyon sunuyor. Bunun yanı sıra bu proje insanlara, açık hava toplantı alanları da yaratıyor. Ek olarak hem drenaj hem de soğutma için su, gökyüzünden toprağa boru şeklindeki kolonlardan geçerek ulaşır.

Ecotone İstanbul'a Tanıklık Edin

Alanya Manzarasında Kompleks Evler

Alanya’da en güzel manzaraya sahip olan bir bölgeye inşa edilmesi planlanan Dikey Villa Projesi yeşil sıradağların ve uzak sahil şeridinin eşsiz görünümünü gözlerinizin önüne seriyor. Bu yapı cam, beton ve peyzajın karmaşık ancak muhteşem bir geometrik kompozisyonudur.

Projelerde eğimli çatı sistemi uygulanarak sıra dışı bir yapıt ortaya konmuştur. Tasarım sürecinin başlaması yamaçların manipüle edilmesi ve şantiye etrafındaki yönlerin değiştirilmesiyle başladı.

Bunun sonucunda evlerin her biri mimari kübik zeminler ve ayrı olarak kendi eğimli çatısına sahip oldu.Alanya'nın Eşsiz Manzarasında   Dikey Villa Projesi

Yeni Sahil Vahşi Yaşam Merkezi

KÂAT Architects tarafından İztuzu Plajı için yeni bir yaban hayatı araştırma ve rehabilitasyon merkezi tasarlanarak, Çevre Ve Şehircilik Bakanlığı’nın düzenlemiş olduğu yarışmada birincilik ödülü kazanıldı ve bu projede İztuzu Plajı’nın doğal ve kültürel kaynaklarının sürekliliği ve sürdürülebilirliği amaçlanmıştır.

Negatif karbon ayak izi ile tasarlanan proje, İztuzu Plajı’nın doğal unsurlarının oluşturduğu özelliklerle Anadolu’nun Akdeniz ile değişken bir peyzaj üzerinde buluştuğu noktada yer alıyor. Habitatlar, türler ve süreçler alanın biyolojik ve ekolojik özelliklerini oluşturan ana odak noktasıdır.

Tasarım, ağaçların kendi yaşamlarını sürdürürken bir diğerinin yaşamasına izin vermek için hatta birbirine asla değmediği ‘taç utangaçlığı’ denilen doğal olgudan türetilmiştir.

Ek olarak tasarım birden çok kanopi yapısından meydana geliyor ve bu kanopiler ağaçlara göre şekillenerek ve topoğrafyanın eğimini yansıtarak toprağın doğal yaşamının devam etmesini sağlıyor. Bu tarz profesyonel projeler Ankayara çayyolu mimarlık hizmeti veren Tint Mimarlıkta hayal değil hemen iletişime geçin.

Yeni Sahil Vahşi Yaşam Projesi Ödüllü Projeyi Gördünüz Mü?

Kasım 9, 2020 by Tint Mimarlık 0 Comments

Villa Mimarisi

Bu sektörde Villa Mimarisi oldukça büyük önem taşır. Artık nezih bir yaşam için şehir dışındaki kuytu semtlere taşınmanıza ve ulaşım sorunu çekmenize gerek yok. Sahibi olduğunuz villaları güvenilir mimarlar ile birleştirmek size yeni bir yaşam keyfi sunuyor. Huzur ve ihtişamın bir arada olabilmesi için akıllı ev teknolojilerine geçirdiğiniz villanızda sauna, havuz, bahçe ve spor salonları oluşturarak uygun bütçelerle kendinize yeni bir hayat sunabilirsiniz.

villa mimarisi ve günümüzdeki önemi

Tint Mimarlık ailesi olarak villalarınızı güzelleştirmeye ve imkansız gibi görünen alanları mümkün kılarak sizlere teslim ediyoruz. ANKARA’nın en cazibeli yaşam alanı olan Çayyolu semtinde birçok villa dizaynı projemizi müşterilerimize karşılıklı memnuniyetle teslim etmiş durumdayken aynı zamanda birçok projemizi yapmaya da tam özen, istek ve gayretle devam ediyoruz. Bu konuyla ilgili olarak yerel mimari makalemize de gözatabilirsiniz.

Villa Mimarisinin Önemi

Eğer siz de bu küresel salgın döneminde apartmanda yaşanabilen sınırlandırılmış özgürlükten sıkılmış durumda iseniz ve hayata yepyeni bir pencereden bakmayı dilerseniz, Tint Mimarlık’tan villa Mimarisi konusunda iddialı ve muhteşem mimarlarından destek isteyebilirsiniz. Gelin siz de evinizin balkonuna çıkmak ve balkonda tartışan kardeşleri izlemeye maruz kalmak yerine estetik mimariyle buluşmuş olan bahçenize çıkarak havuzunuzun veya botanik bahçenizin keyfini çıkarın. Unutmayın; “Hayalinizdeki Mekan ve Villa mimarisi Bir Tık Uzağınızda.”

Tint Mimarlık

Kasım 6, 2020 by Tint Mimarlık 0 Comments

Mimaride Koronavirüs Etkisi

Mimaride Koronavirüs Etkisi hafife alınmayacak kadar önemlidir. Salgın hastalıklar için tedavi merkezi yapma fikri günümüzden çok uzak bir zamana ait değil. İlk olarak 1933 yılında Finlandiya’lı mimar ve tasarımcı Hugo Alvar Henrik Aalto Finlandiya’nın güney batı kısımlarında küresel salgın olan Tüberküloz tedavisi için Paimio Sanatorium adındaki yapıyı tasarladı.
Paimio Sanatorium
Bina, cephesini çepeçevre saran geniş pencerelerin uzun duvarlarına ve yolcu gemilerinin parmaklıklarına benzer geniş bir çatı terasına sahip olması dolayısı ile katı bir geometrik yapıdadır.
Tüberküloz yirminci yüzyılın başlarındaki en acil ve en büyük sağlık sorunlarından biriydi. Paimio yapısındaki en önemli unsur, tüberküloz hastalığının tedavisine bir mimari olarak yardım edebilmeyi amaçlamasıydı. Örneğin; odalardaki tavanın açık rengi sessizlik ve huzur için özenle seçildi. Bunun yanı sıra odanın en ışıklı bölümü hastaların ayaklarına doğru yönlendirilerek hastalığın olumsuz yanlarından ve belirtilerinden biri olan ayakların soğuk olmasının önüne geçmek hedeflenmiştir.
Hastaların uyuyabileceği terasların yanı sıra pencerelerden gelen geniş gün ışığı da tedavinin bir parçasıydı, çünkü güneşin tüberküloz bakterilerini öldürmede etkili olduğu kanıtlanmıştı. Sanatoryumda mimarinin kendisi tedavinin bir parçasıydı.
Ne yazık ki geçtiğimiz aylarda hastalık ve mimari için yeni bir kavşağa geldik, burada kontaminasyon (bulaşma) korkusu ne tür alanlarda olmak istediğimizi ve olmamız gerektiğini yeniden kontrol ederek biz insanlara yön veriyor. Eski yıllarda yaşanan tüberküloz salgını modernizmi şekillendirirken covid-19 ve aylar boyunca evlerimizde karantinada kalmayı deneyimlememiz mimarlığın günümüz ve yakın geleceğini etkileyecektir.

1. Evsel Alan konusunda Mimaride Koronavirüs Etkisi

İnsanların mekânsal rutinlerinin ve artık sınırlandırılmış dahi olsa eski alışkanlıklarının yeniden uygulanabilmesi için mağazaların ve ofislerin tekrar şekillendirilmesi ve baştan biçimlendirilmesi gerekiyor. Bugünlerde karantina, insanoğlunun birçok kavramı baştan tanımlamasına sebep olmuştur. Bunlardan bir tanesi çalışma ortamlarımızdır ve bu süreç içerisinde gerekli olmayan tüm çalışanlar evlerinin sınırları ile daha yakından tanıştı. Evlerimiz hakkında her şeyi bildiğimize inanıyoruz özellikle de kusurlarını. Evimizin yeterince ışık almıyor olması, zeminin kirli olması ve banyonun küçük olması hepimizin hemfikir olduğu üzere evimizin kusurlarındandır. Mimarlar için bu kusurları düşünmek ve çözümlemek bir ruh araştırması egzersizidir. Eskiden bu kadar fazla düşünülmeyen hatta ayrıntı diye nitelendirilen odalarda bulunan kalın kapılar artık fazlasıyla düşünülüyor çünkü eğitim sistemi internet üzerinden sağlanan derslerle devam ediyor ve çocukların ses geçirmeyen kapı ve duvarlara ihtiyacı var.
Barlar, kafeler ve mağazalar artık kaçış imkanı sunmaktan çok virüs kapmaya yatkınlık sağlıyor. Bu durumda çözüm elbette ki yenilikçi fikirlerin sahibi mimarlarımız.

Eleştirmen Karel Teige’in 1932 tarihli kitabının adını verdiği gibi, mimarlar uzun zamandır “minimum varoluş” veya “minimum mesken” kavramıyla meşguller. Minimum varoluş, bir alanda kendinizi en az rahat hissetmeniz gerektiğini gösterir. Yirmi birinci yüzyıl şehir sakinleri olan bizler için minimum varoluş, küresel salgın öncesi her yerde yanımızda taşıdığımız mobil aksesuar paketi, örneğin işe gidip gelirken yanımıza aldığımız kulaklık, akıllı telefon, dizüstü bilgisayar, şarj kabloları ile oluşur. Ancak günümüzde, bu mobil aksesuar paketleri bir tür “maksimum varoluş” oluşturuyor; mümkün olduğunca küçük bir alanda olabildiğince fazla.
Şu anda ne minimum ne de maksimum varoluş tam olarak işlemiyor. Kişisel alanların, sosyal mesafenin ortasında olsa bile hem sanal olarak bağlantılı hem de fiziksel olarak zenginleştirici olması gerekiyor.

2. Ofis Alanı

Covıd -19, profilaktik (hastalığı önleyici) tasarım gerektirir. Maskeler ve eldivenler vücudumuzu ikinci bir deri gibi kaplayarak bulaşıcılığı engeller. Markette sıraya girerken kendimizin başkalarına karşı hastalığı bulaştırıcı aynı zamanda başkalarının da bizim için bulaştırıcı olmadığından emin olmak zorundayız ve bunun için bantlanmış ve ayrımlarla döşenmiş kasaları gözlemliyoruz. Idenburg gülerek, “Bant, mimarideki en büyük malzemelerden biridir,” dedi.

Kapatılmak veya kapanmak zorunda kalan işletmeler yeniden açıldıkça daha başka geçici stratejiler de ortaya çıktı. Bir Hollanda restoranı, yemek yiyenleri ve garsonları birbirlerinden korumak için dış mekan masalarının etrafına seraya benzer cam kabinler inşa etmiş durumda. Türkiye’de de benzer örnekler mevcut. İstanbul’un en ünlü semtlerinden biri olan Beyoğlu semtinde yer alan Türkçe Meze Restoran inşa ettiği cam kubbeler ile müşterilerine yemek yerken hastalıktan korunmak için yüksek ihtimal ve güzel bir hizmet sunuyor.
Türkçe Meze

Artık ofis alanlarında da açık ve ortak çalışma alanları son buluyor. Tüm çalışanlar birbirinden uzakta olmak istiyor ve uzak kelimesi küresel salgın döneminde güvenli kelimesiyle eş değer anlam kazanıyor. Ne kadar uzak, o kadar güvenli. Böylece ofis alanlarında da mimari yeniden ve salgına yönelik şekilleniyor. Bizleri akılcı çözümler üretmeye ve kendimizi mimarlara teslim etmeye yönlendiriyor. Bizler de üstümüze düşeni yapalım. Unutmayın; maske+sosyal mesafe+ hijyen+ doğru mimari.

Korona Ofis

 

 

Logomuz

Mimari Fotoğrafçılıkta Doğruluk

 Öncelikle Günümüz Teknolojisinin Fotoğrafçılık Üzerine Etkilerinden Bahsetmek İstiyorum…

Teknoloji Fotoğrafçılığı Nasıl Etkiledi?

Birkaç yıl önce Rich Norsigian, bir garaj satışında Amerikan manzara fotoğrafçısı Ansel Adams’ın kayıp fotoğrafları olduğu kanıtlanan 2 koli fotografik plakayı 45 dolara aldığında kendisine piyango vurduğunu düşündü. Bu durum tam da photoshop’un nasıl post-prodüksiyon işlerinde ve fotoğraflarını farklı değerlerde pozlayan fotoğrafçılar arasında standart hale geldiğini tartışırken ele aldığımız konuydu. Mükemmellik standart hale geldi, ki bu oldukça tehlikeli bir beklentidir.

Bu bölümde üzerine düşüneceğimiz yeni bir varsayım söz konusu. İşte senaryo:

Kazara birinin sorumsuzca ortalıkta bıraktığı bir zaman makinesinin içine düştünüz. Ve zamanda geriye doğru yolculuk ediyorsunuz. Ne kadar geriye gidersiniz?

Günümüzde çoğu kişinin telefonlarında oldukça donanımlı kameralara ve fotoğraf düzenleme yazılımlarına erişim şansı olması ve insanların oluşturdukları fotoğrafları kolaylıkla paylaşmalarına olanak sağlayan Instagram ve Facebook gibi sosyal medya platformlarının da yaygınlığıyla oluşturdukları fotoğraflara özen gösteren insanların yarattığı yükselen bir kültürden söz edebiliriz. Ankara mimarlık firmaları da dahil olmak üzere Profesyonel fotoğrafçılar da muhtemelen bu “fotoğrafçı” artışından etkilenmese de insanların bu meziyetleri takdir edilesidir. İnsanlar hayatlarından bir an yakalarken ya da bir hikaye betimlerken bir şeylere daha sanatsal bakmaya başladılar. Sonuç olarak çıta yükseldiği için her bir kişinin çektiği fotoğraf daha kompoze ve düşünülmüş hale gelmektedir.

Mimari Fotoğrafçılıkta Doğruluk

Mimari fotoğrafçılıkta doğru diye bir şey olmadığını düşünüyorum .Nihayetinde konudan sapıp, Mimari gibi göreceli bir kavram ve ,içinde bir çok doğruyu barındırıyor. Doğru açı dediğimiz ne olacak ki , çatı üzeri hava işleme ünitelerini post-prodüksiyonda dijital olarak kaldırmasının yarattığı endişe mi yok sa endüstriyel bir detay mı ?

Dijital olarak bir şeyleri değiştirmenin kabul edilir oluşunun sınırları nelerdir?

Bu ikili bir düşünce tarzı mıdır?

Ya her şey düşünülmeli, ya da hiçbir şey. Ya da elektrik hattını kaldırmak gibi küçük değişiklikler normal iken çatı üzeri malzemesi değerinde olan saçağı kaldırmak normal değil midir?

 

Mimar Olmak İstiyor Muydum?

Mimar Olmak İster Misiniz?

Mimar olmak isteyen ya da eğitimini almış oldukları için mimarlığa ilgi duyan insanlar üzerine bir dizi gönderi başladı… Peki ya ben mimar olmak istiyor muydum?

-Aynı soru için defalarca aynı yanıtı oluşturmak yerine insanları konuyla ilgili farklı düşünceleri var mıydı?

Acaba İçimizden Kaçımız Ben Mimar Olmak İçin Dünyaya Geldim Diyordu?  

İnsanların bir kısmının hala aradıkları cevabı bulamadığını fark etmem üzerine kendimi birden başladığım yerde buldum. Sonrasında ” ve hala mimar olmak ister misiniz?’ sorusu geldi. Umarım bununla beraber körün köre kılavuzluk etmesi konusundaki asıl amacıma ulaşabilirim.

Bu saydığım konular süreç ve yapı olarak çok fazla değişiklik gösteriyor ve ben bir süredir lisans eğitimi aldığım için bu değişiklikleri takip edemiyorum. Üniversiteye dair, alacağınız derslerin ne tür olacağı, oluşturacağınız portföy ve benzeri sorularınız varsa, katılmak istediğiniz kurumla iletişime geçmenizi ve doğrudan kaynaktan belirli ve ilgili bilgileri almanızı şiddetle tavsiye ederim.

Ele almamı istediğiniz bir konu varsa, lütfen önerilerinizi bana göndermekten çekinmeyin.

hello@tintmimarlik.com

Bu arada, umarım bu gönderi aradığınız bazı cevaplar için size bir kaynak olur. Zamanında yanıt vermek için elimden gelenin en iyisini yapıyorum, ancak alınan e-postaların yoğunluğu nedeniyle bu her zaman mümkün olmuyor. Bazen bu gecikmeler sadece zamanlamadan kaynaklanıyor bile olabilir ve bu durumlarda e-postanızı tekrar göndermeyi denemenizi tavsiye ederim.

 

  • Mimar Olmak İster Misiniz?

Mimar olmak çok fazla bağlılık ve istek gerektirir. Hiç kimse kulağa havalı geldiği için veya çizim yapmayı sevdiği için mimar olmaz. Mimarlık bundan çok daha fazlasını gerektirir ve ölçülebilir bir başarı yaşayacağınızı da göz önünde bulundurmanız gerekiyor. Mimar olmak için gerekenlere sahip olduğunuzu düşünüyor musunuz?

  • Üniversite Yılları

Beş yaşımdan beri mimar olmayı istediğimi söylediğim zaman insanlar çok şanslı olduğumu düşünüyorlar. Ama gerçekten çok mu şanslıyım? Gerçekten mimarlığı seçerek korkunç bir karar verdiğimi düşündüğüm zamanlar oldu ve kendimi sadece sınıflara ve akranlarıma ayak uydurmak için gereken zaman ve çabayla mücadele içerisinde buldum. (Ama bence bu sonu mutlu biten bir hikâye.)

  • Tasarım Stüdyosu: Bilmeniz Gereken En İyi 10 Şey

Mimarlık okulu tamamen stüdyo ile ilgilidir. Tasarım stüdyosunda ister yeni olun ister tecrübeli bir profesyonel olun, mimarlık stüdyosunun katılımcılarından gerçekte ne istediğine dair genel kabul görmüş bazı fikirleri ortadan kaldıran ve sizinle paylaşmak istediğim birkaç şey var. Bu listedeki birkaç şeyi okurken şaşıracaksınız ancak bu listeyi okursanız çok daha iyi olacağınızın sözünü veriyorum.

 

  • Sizi Tasarımcı Yapan Nedir?

Pratik bir mimar olarak yaptığım her tasarım büyük resim olmuyor. Ofiste çalışarak geçirdiğim toplam zamana bakıldığında buna dair çok az şey yapıyorum- ama iyi mimar olmak her zaman çığır açıcı fikirler üretmek değildir. Başarılı bir tasarımın vazgeçilmez parçası olan bir projeyi ve o projenin yapımının detaylarını koordine etmeyi düşünüyorum.

 

  • Mimar Gibi Çizim Yapmak

Mimar olmak için çizimde çok iyi olmanız gerekmediğinin canlı bir kanıtıyım. Elbette güzel resimler çizebilmek her zaman iyidir ama burada bir dakikalığına perdeleri indirelim ve dürüst olalım… Mimarlar çizimleri aracılığıyla iletişim kurarlar- sanat yapmazlar. Mimar Louis Kahn’ın bir zamanlar söylediği o meşhur lafındaki gibi, “bir sanatçı kare tekerlekleri olan bir araba yapabilir, ancak bir mimar yapamaz.”

 

  • Bir Mimar Ne Kadar Para Kazanır?

Mimarlar büyük miktarda kazanç elde edebilirler fakat para ile mutluluk arasında kurulması gereken bir denge vardır. Bu gönderide, çalışmak için en iyi yerlerden bazılarını ve ülkenin hangi bölgelerinin mimarlar için en yüksek maaşı ödediğini belirten bir görsel mevcuttur. Mimarların az maaş alması konusunda mızmızlanıp sızlanmaya başlamadan önce, size bunları duymak istemediğimi söyleyeyim. Öğretmenler, düşük maaş alıyor.

 

  • “Mimarinin Pek de Çekici Olmayan Tarafı”

Şimdi mezun olan mimarlık öğrencilerinin çoğu için sizlere bir demet gerçeklik sunmak istiyorum. Mimarların %99,9’u için mimariyi uygulamak, tasarımdan başka bir anlam ifade ediyor- en azından tasarımın tipik olarak düşündüğünüz anlamı. Mimarlık pratiği, iz kağıdına, kısmi diyagramlara çizim yapmaktan, hangi kalemlerle çizileceğine karar vermekten, gruplarla ve müşteriyle Vegas’a son dakika gezilerinden ibaret değildir. Mimarlık pratiği, sorunları çözmek demektir -bazen inanılmaz derecede ilhamdan uzak ve sıradan- ama hizmetlerinizi koruyan insanlar için çok önemli sorunları çözmek demektir.

 

  • Bir Mimarın Alet Çantası

Bir mimar işini yapabilmesi için mutlaka özel aletlere sahip olmalıdır. En sık kullandıkları aletlere bir göz atın. Bazıları (ama hepsi değil) 6 yıl önce mimarlık okulundan mezun olduğum gerçeğini yansıtan geri tepme araçları. AutoCAD programında oldukça iyi olmama rağmen, onu araçlar listeme koymadım. Listemi biraz daha uzatmış olsaydım, muhtemelen ortaya çıkardı.

  • Mimarlık Stajyerleri

İşte bir mimarlık öğrencisinin bir özgeçmiş yığınının tepesine nasıl yükselebileceğine ve o imrenilen mimari stajyer pozisyonuna nasıl ulaşabileceğine dair bazı benzersiz bilgiler. Ayrıca ilk stajyerlik pozisyonuma ve ilk iş günüme ait yıpratıcı ve şok edici hikayemi sizlerle paylaşıyorum. Eğer bir gün şahsen tanışırsak daha fazla detaya da girebilirim.

İşte böylece- mimarlık öğrencilerine, mimarlık stajyerlerine ve mimar olmak için gereken süreçle ilgilenen kişilere yönelik ilk makale koleksiyonumu oluşturmuş oldum. Bu gönderiyi sitemin en üst kısmına kalıcı olarak sabitleyeceğim ve uygun gördüğüm şekilde gönderiler ekleyeceğim.

Başlangıçta da söylediğim gibi, bu gönderinin insanlar için bir kaynak olması gerekiyor, bu sebeple fikrimi almak isteyeceğiniz bir eksiklik olduğunu görürseniz, bana bir e-posta ile bildirmekten çekinmeyiniz.

hello@tintmimarlik.com

Mimariye Yolculuk

Mimarlık okuluna girdiğiniz anda oldukça zorlu bir yolculuğa çıktığınızın tamamen farkında olmalısınız. Genç bir mimar olarak bilmeniz gereken 10 Başarı İpucumuzu okuyarak bu alanda sizi kaçınılmaz olarak bekleyen tüm zorluklara ve ödüllere hazır olun.

  • Şanslı Hissedin!

İlk olarak, tarih boyunca en büyük medeniyetleri büyük ölçüde etkileyen ve bazen kelimenin tam anlamıyla yaratan bir alanda olduğunuzu bilin ve kendinizi vazgeçilmez kılın; Bir ilgi alanı bulun ve bu alanda kendinizi geliştirin. Mimarlık bugüne kadarki en havalı ana dallardan biri olarak kabul edilir. İnsanlar sizi eşsiz ve yaratıcı bir birey olarak görüyor. Bununla gurur duyun ve yolculuğunuza bir gülümsemeyle başlayın!

  • Daima İyimser Kalın!

Artık en saygı duyulan alanlardan birinde olmaktan hepiniz mutlu olduğunuza göre, karşılaşacağınız zorluklarla bu mutluluğu sürdürün. Günler ve geceler boyunca bir proje üzerinde çalıştığınızda çok moral bozucu olabilir, ancak çok az takdir görür veya hiç almazsınız. Bil bakalım ne oldu? Yalnız değilsin. Bu, mimarlığın genel kuralıdır. Her başarılı mimar başarısızlık ve reddedilme sürecinden geçmiştir. Bu tür olayların sizi pes ettirmesine izin vermeyin. Sabırlı olun, bu tür deneyimlerden öğrenin, ilerlemeye devam edin ve parlayın. Her engeli lehinize çevirmek sadece sizin elinizde! Sadece daha iyi bir mimar olarak değil, aynı zamanda daha güçlü ve daha akıllı bir birey olarak hayata yeniden başlayacaksınız.

  • Cesur Olun!

Sınırlı bir süre içinde sıfırdan karmaşık bir şey öğrenmeyi gerektirse bile yeni şeyler denemekten asla korkmayın. İsteğin ve arzun varsa başarabilirsin. Yaratıcı ol! Kullanıcıların rahatlığı ve işlevselliği önemli hususlardır, ancak bunlar tasarımınızın esnekliğini sınırlayabilir mi? Elbette! Bu sizi risk almaktan alıkoymalı mı? Hayır!

Bir kağıttan gerçek hayattaki bir binaya başarıyla gelen birçok fikir var. İnşa edilmesi her zaman imkansız gibi görünen bu tür nadir mimari, bir mimarı başarı merdivenine çıkaran şeydir!

  • Sözlü Sunum

Bu gerçekten sihirli bir ipucu! Doğru konuşmayı yaparsanız, projeniz ne olursa olsun satılır. Sırf bu harika konuşma özelliği nedeniyle ortalama kalitede projelerin bazı mükemmel projelerden çok daha fazla takdir edildiğini gördüm. Bazen bu özellik doğaldır ama kesinlikle sonradan kazanılabilir.

Size bazı pratik tavsiyeler: Prova yapın! Aynanın karşısına geçin ve konuşurken vücut dilinizi inceleyin. Konuştuğunuzda, hiç hazırlanmamışsınız gibi konuşun ve tüm bu harika konuşmalar ne kadar tutkulu olduğunuz için doğal olarak sizden çıkıyor.

Tasarımınıza fazlasıyla ikna olmuşsunuz gibi bir ses tonuyla, sözlü sunumunuzda projenizin güçlü yönlerini vurgulayın ve zayıf yönlerini atlayın.; bu da jüriyi ikna edecektir.

  • Dijital Sunum

Projeniz teknik olarak mükemmel olmasa bile, grafiksel olarak çarpıcı bir sonuç oluşturarak onu öne çıkarabilirsiniz! Mimari sunum örnekleri için internette arama yapın ve projenize uygun görselleri uygulamaya çalışın.

  • İnatçı Olmayın!

Fikirlerinize inanın, ancak eleştiriye de açık olun! Kimse sizi projenizi gerçekten savunmaktan alıkoymuyor, ancak başarılı bir şekilde ilerlemek için müşterilerden, meslektaşlardan, jüri üyelerinden ve akıl hocalarından yapıcı yorumları düşünüp kendi tasarımınız için olgunlaştırın.

  • Yeni Mimari Programlar Öğrenin!

Bu, mimari dünyadaki talebinizi artıracaktır. En son teknolojiyle güncel kalın ve okul yıllarınızda BIM konusunda yetkin olun!

  • Sosyal Olun, Kendinize Network Oluşturun!

Lider olmak istiyorsanız, sahip olmanız gereken özellik budur. Ağınızı olabildiğince genişletin. Çevrenizle bağlantılar kurun. İnsanlara karşı rahat ve cana yakın olun. Mimarlık bir hizmet sektörüdür bu yüzden olağanüstü hizmet sağlama yeteneğiniz güçlü bir ağa bağlıdır. Güçlü bir ağ, işinizi kolaylaştıracak ve sayısız fırsatı size sunacaktır.

  • Topluluk İle Etkileşim Kurun!

Bu ipucu, sosyallik alemlerinde benzersiz bir öneme sahiptir. Bu nedenle ayrı ayrı vurgulanması gereken bir nokta olarak belirtilmesi gerekiyor. Bir mimar olarak hedefleriniz, yaratıcı kenarlar ve kıvrımlar tasarlamakla bitmemelidir. Topluluğa katılın.

  • Çözüm Odaklı Olun!

Düşünmek için yalnız zaman ayırdığınızda yaratıcı fikirler size gelecektir. Bir problem çözücü rolünüze zarar vermeden büyük düşünün. Dünyadaki en büyük sorunları ve tasarımınızın bunları çözmeye nasıl katkıda bulunabileceğini düşünün.

Mimari Fotoğrafçılık Nedir?

Mimari fotoğrafçılık Nedir?

Mimari fotoğrafçılık (aynı zamanda bina fotoğrafçılığı veya yapı fotoğrafçılığı olarak da adlandırılır) genellikle binalara odaklanan fotoğrafçılık anlamına gelir. Binanın dış ve iç mekanlarının yanı sıra köprülerin ve şehir manzaralarının çekimini içerebilir. Çarpıcı mimari fotoğrafları çeken birçok mimari fotoğrafçı var. Bazıları bunu tamamen sanatsal bir uğraş olarak yapıyor, bazıları ise mimarlık firmaları, reklam firmaları ve dergiler gibi müşteriler için çekim yaparak kariyer yapıyor.

Anafikir Oluşturun

Çekilecek bir bina veya yapı seçtikten sonra, onu tanımak için biraz zaman harcamalısınız. Binanın dışını dolaşıp içini keşfederek başlayın. Ayrıca, bina ve tarihi hakkında biraz araştırma yapmak, oluşturulacak kompozisyonunuzu zenginleştirmeye yardımcı olacaktır. Tüm bu bilgiler mimari fotoğraflarınıza yön verebilir ve ne tür bir stil elde etmek istediğinize karar vermenize yardımcı olabilir. Örneğin, binanın uzun ve hikayeli bir geçmişi varsa, siyah beyaz mimari fotoğrafçılığı denemek isteyebilirsiniz. Çekimlerinize zamansız bir his katabilir ve yapının geçmişini izleyicinin zihninde canlandırabilirsiniz.

Farklı zamanlarda çekim yapmayı deneyin

Çeşitli hava şartları fotoğraflarınızın ruh halini önemli ölçüde değiştirebilir, bu nedenle kendinizi güneşli günlerde çekim yapmakla sınırlamayın. Herhangi bir insanı mimari fotoğrafçılığına dahil etmeyi planlıyorsanız, insanların binayı kullanma şeklini ve çevresinin güne ve saate bağlı olarak değiştiğini gözlemleyebilirsiniz.

Yeni Bir Perspektiften Bakın

İyi bir mimari fotoğrafçılığına başlamak için benzersiz bir bakış açısı bulmaya çalışmalısınız. Bu nedenle, soyut bir mimari fotoğraf oluşturmak için tek bir ayrıntıya odaklanmaya çalışın. Veya tüm çerçeveyi büyük bir yapıyla doldurmayı deneyin.

İnsanları Dahil Edin

İnsanları dahil ederek, mimari fotoğrafçılığınız, insanlar ve mimari arasındaki ilişkiyi akla getirebilir ve insanların onu nasıl kullandığını aydınlatabilir. İnsanları kompozisyona dahil etmek, başka türlü kısır bir sahneye hayat verebilir.

Sahnedeki insanları mimari açıdan rahatsız edici bulursanız, bulanıklaşmaları için uzun pozlama ile çekim yapmayı deneyin. Bulanık insanlar kalabalığın hareketini aktarırken yapının hareketsiz durduğunu görebildiğiniz için bu tür çekimler, binaların zamansızlığını vurgulama eğilimindedir.

Portfolyo Nasıl Hazırlanır?

Öyle ya da böyle, her mimarlık öğrencisinin veya mezununun hazırlarken kendini yiyip bitirdiği bir portfolyosu vardır. Portfolyolar önemlidir, becerilerinizi sergiler ve büyük olasılıkla hayalinizdeki işe girip girmemeniz hususunda önemli bir rol oynarlar. Öyleyse neden portfolyoların çoğu bu kadar etkisiz? Bugün İdeal Portfolyo’dan ve bunun aslında ne demek olduğundan bahsedeceğiz.

*Kısa olarak portfolyolarla alakalı sorulan birkaç kısa soru şu şekilde ;

  • Portfolyo nasıl olmalı?
  • Ne tür bilgiler içermeli?
  • İnsanlar ne görmek ister?
  • Ne kadar bilgi koymalıyım?
  • Grafik ve metin oranı nasıl olmalı?

Aklınıza takılanları bir bir cevaplayacağız.

Peki nereden başlasak? Portfolyoların ne olduğundan ve neden hala onları kullandığımızdan başlayalım. Portfolyolar, mesleğinizin çeşitli alanlarındaki yeterliliğinizi göstermek ile, bilgiyi nasıl düşünüp işlemeyi bildiğinizi ortaya koymaya yarar. Kulağa oldukça basit geliyor ve aslında gerçekten de bu kadar basit. Ama çoğu kişi portfolyo oluşturma sürecini oluşturan bazı çok temel hususları hala anlamıyor gibi görünüyor.

Portfolyolar Nasıl İnceleniyor? İşveren Ne Bekliyor?

Başarılı bir portfolyoya sahip olmanın anahtarı, portfolyonuzun nasıl inceleneceğini, sağladığınız içeriğe göre nasıl bir mesaj vermek istediğinizi ve birinin portfolyonuza gerçekte ne kadar süre bakacağını düşünmektir. Size söz verebilirim, portfolyonuza tahmin ettiğiniz sürenin zerresi kadar bile bakılmayacak. Haftalarca, hatta aylarca acı çekerek hazırladığınız ve ustaca sunmaya çalıştığınız diyagramlara, planlara, perspektiflere ve kolajlara, masama konduktan sonra birkaç saniyeden fazla bakılmayacaktır. Aslında görmeye çalıştığımız şey tarzınız, beyninizin nasıl çalıştığı, bilgiyi nasıl işlediğiniz ve nasıl ifade ettiğiniz. Sunduğunuz içeriğin ayrıntıları değil. Portfolyonuzun üzerinden ilk geçişimde -ki bu tek geçişiniz de olabilir- sergilediğiniz ürünlerin tasarım kalitesine bakmıyorum. Portfolyonuza bağımsız bir proje olarak bakılıyor ve asıl incelenen şey de aslında portfolyonun ta kendisi.

 

İçeriğe Karar Verin!

Portfolyonuza projelerinizden hangilerini ve kaçını dahil etmek istediğinizi dikkatlice düşünmelisiniz. Yalnızca anlatmak istediğiniz hikâyeyi anlatan ve görsellerle desteklenen projeleri seçmelisiniz. Birinin portfolyosuna ilk baktığımda, herhangi bir sayfada belki en fazla 5 saniye harcıyacağını bilin, işte bu kadar ve bu da mesajınızı iletebilmek için çok da fazla bir süre geçirilmiyor.

Bırakın Görseller Konuşsun!

Portfolyonuza ne kadar metin ekleyeceğinizi de düşünmelisiniz çünkü muhtemelen sayfalarınıza ilk kez göz gezdirirken yazılanları okumacaklardır.. Çoğu insan resimlere bakmayı sever ve eğer resimler birinin dikkatini çekecek kadar etkiliyse geri dönüp o resimle ilgili küçük metni okumalarını sağlayabilirsiniz. Buradaki ana fikir şu, portfolyonuzu gözden geçiren kişilerin dikkatini çekebilmek için resimlerinizden ve grafiklerinizden emin olmalısınız. Yazıları okumak daha sonra, belki ikinci ya da üçüncü incelemede yapılacak bir iştir. Bu yüzden eklediğiniz metni en iyi ihtimalle ikincil veya üçüncül eleman olarak düşünmelisiniz.

Grafik Yetkinliğinizi Ortaya Koyun!

Eğer bu, sitemde okuduğunuz ilk makale değilse konu çizim olduğunda grafik kullanımında oldukça titiz olduğumu zaten biliyorsunuzdur. Mimari çizimlerde çizgi kalınlığının doğru kullanımı çok önemlidir ve eğer bunu kullanmazsanız çizimlerinize çok uzun süre bakmayacağımdan emin olabilirsiniz. Buna ek olarak grafiklerinizde ve sayfa düzeninizde tutarlı olmanız gerekir. Bilgilerinizin portfolyonuzun tamamında nasıl sergilendiğine dair bir düzen, bir model olmalıdır. Portfolyonuzdaki her proje için yeni bir düzen tasarlamayın. Gözden geçiren kişilerin portfolyonuza bireysel tasarımlardan oluşan bir koleksiyon olarak değil, tek bir bağımsız tasarım olarak baktığını unutmayın.

Bir diğer önemli husus ise 3D modelleme yazılımının kullanımı ve bunun nasıl gereksiz içerik üretimine yol açtığı. Artık tüm projeler 3 boyutlu olarak modellendiği için milyonlarca kesiti veya görünüşü hazırlamak nispeten daha kolay… ancak bunların tümü gösterilmeye değmiyor, çünkü anlatmaya çalıştığınız hikâye ile uyumlu olmuyor. Bunu itiraf etmekten biraz utanıyor olsam da ne zaman bir jüri gözlemlesem ve bir öğrenci milyon tane render çizimini sunsa, bunu ilgiyi başka yere çekme çabası olduğunu düşünürüm. Sanki gereken her şeyi yapmamış olmamalarına rağmen aslında bir sürü çizim ekleyerek çok fazla iş yapmış gibi görünmeye çalışıyorlar gibi geliyor. Bunu yapmayın!

Maketler En Az Bir Tane Olsun!

Bugünlerde giderek daha az sayıda öğrenci maket oluşturuyor olsa da incelediğim portfolyolarda bu maketleri görmeyi seviyorum. Yaptığınız bir maketi incelemem, eski güzel günleri yad etmemden çok daha fazlasını sağlıyor. Bu maketler bana detaylara dikkatiniz, uzun bir süre boyunca oldukça usandırıcı bir göreve odaklanma beceriniz hakkında bir şeyler söylüyor. Ve eğer mesleki perspektiften bakarsak maketinizin nasıl inşa edildiği işverene bir birey olarak sizin hakkınızda bir şeyler anlatıyor. Her şeyin birbirine iyice yapıştığından emin olacak kadar işinizi önemsiyor musunuz? Tüm minicik parçalar birbirine ve yerlerine oturuyor mu? Peki ya makette kullanılacak malzemelere dair karar verme süreciniz ne olacak?

Bu yüzden maketler tasarım estetiğinizi değerlendirmenin önemli bir yoludur. Nasıl sunacağınıza karar vermelisiniz, ne tür bir altlık üzerine yapılmış, peki ya izdüşümü? Farkında mısınız bilmiyorum ama bahsettiğim öğelerin hiçbirinin aslında tasarımın kendisiyle Çünkü incelenen şey aslında tasarımınız değil, bir fikri nasıl ortaya koyduğunuz ve işinizle gurur duyduğunuzla ilgili düşünce süreciniz.


Yapı Harici Diğer Şeyleri De Portfolyonuza Katın!

Bir portfolyoda sunulan bir bina tasarım projesini değerlendirmek benim için gerçekten zor. Tasarım stüdyosunda ne ile karşılaştığınız bir muamma … ya da belki de birlikte çalışılan bir projedeki ekibin en zayıf üyesiydiniz. Bu sebeplerden dolayı okul döneminizde yaptığınız, yapı olmayan bir şey görmek ister . Bize ne zaman ilgi alanlarınızı ve bu ilgi alanlarını nasıl bir araya getirmeyi başardığınızı içeren bir portfolyo sunulsa, ancak bu sizi benim için daha ilginç biri haline getiriyor ve sonuç olarak bu portfolyolar neredeyse her zaman daha ön plana çıkıyor. Yukarıdaki fotoğraf çok yeni incelediğim bir portfolyoya aitti. Açıkça görülüyor ki bu, öğrencinin okulda görevlendirildiği bir proje değil.

Eminim ki yukarıdaki fotoğrafa bakabilir ve bu adayı neyin daha ilginç kıldığı konusunda benimle aynı sonuçlara varabilirsiniz. Ayrıntılara gösterilen ilgi. Uygulama aşamasındaki tutku.  Kişisel keşif ve gelişim, bunların hepsi sergilenmekte.

Serbest El Çalışmalarınızıda Dahil Edin!

Bu kulağa biraz eski usul gibi gelebilir ama ben bilgisayar kullanmadan yaptığınız bir şeyi görmeyi gerçekten isterdim. Bugünlerde modern mimarlık eğitimleri ile mimarın “Ustabaşı” olması fikri arasında bir kopukluk var gibi görünüyor. Ekleyebileceğiniz en önemli bölümlerden biri, fare ya da klavye tıkırtıları olmadan yapılmış, kendi oluşturduğunuz veya yarattığınız bir şeydir. Bana birkaç eskizinizi gösterin, belki bir natürmort yapmışsınızdır, belki eski bir objeyi resim etmişsinizdir, belki de fotoğrafçılıkla uğraşıyorsunuzdur. Bu, portföyünüzde kendinizi işverene anlatmak için kullanılabileceğiniz tek alandır. Üniversitede aldığınız derslerin ya da eğitimin ötesine geçen, kim olduğunuz ve nelere ilgi duyduğunuz hakkındaki tek alan. Örneğin birisi, yaptığı el yapımı heykel dahil etseydi epey ilgimi çekerdi.

Portfolyo Formatı!

Portfolyonuzun iş görüşmelerinizde yanınızda getirebileceğiniz basılı bir kopyasını elinizde bulundurmalısınız. İlk işinizi aldığınızda bu portfolyo muhtemelen sonsuza kadar odanızdaki bir rafa kalkacak çünkü mezun olduktan birkaç yıl sonra üniversitede ne yaptığınızı kimse umursamayacak.

Ayrıca portfolyonuzu dijital bir platformda çevrimiçi olarak görüntülemeye hazır bulundurmalısınız. Bazı iş görüşmesine gelen arkadaşlar ciddi yüklerdeki dosyalarını sergilemek büyük uğraşlar verdiğine de şahit olduk.İş görüşmesinde bu tip problemler yaşamamak için  bu dosyaları gitmeden ziplemenizi veya dosya yüklerini minimalize etmenizi tavsiye ederim.Eğer mümkünse portfolyo dosyanızı e-posta ile gönderilebilecek büyüklüğe getirmenizde büyük fayda var.

rahatsız olurdum. Bunu Google Drive’ınızda herkese açık bir dosya haline getirebilir veya Issuu gibi çevrimiçi portfolyonuzu sergileyebilecek sitelerde bir hesap oluşturabilirsiniz.

Portfolyolarla ilgili sohbetimizi sonlandırmamız gerekirse… Evet, portfolyo önemlidir. Ve onu okul döneminiz ile kariyerinizin başlarında istediğiniz yere ulaşmak için bir araç olarak kullanacaksınız. Ancak yakın gelecekte, önceden çalışmanızın ne kadar iyi olduğunu sandığınızın ama şimdi düşündüğünüz kadar iyi olmadığının farkına varacaksınız. Ve bundan utanacaksınız. Portfolyonuz evinizdeki dolabın birinde, artık önemsiz hale gelen diğer eşyaların yanında kendine bir ev bulacak, çünkü portfolyonuzun hizmet ettiği amacın düşündüğünüz gibi olmadığının farkına varacaksınız.

(Zaman zaman muhtemelen tartışmaya değmeyecek varsayımsal bir sorumuz oluyor. Bunun nedeni çoğunlukla konuşmanın telafisinin olmaması ancak bu sorular neredeyse her zaman tartışması en eğlenceli olanlar oluyor.)

Portfolyolar, dünya üzerindeki her mimar için bir geçiş hakkı gibidir. Bu nedenle portföyünüzü bir araya getirirken, iletmeye çalıştığınız mesajı düşünün. Zamanınızı, çalışmalarınızı inceleyen kişinin sizin hakkınızda bilgi sahibi olmasını isteyip istemediğinizi anlamak için harcayın. Burada ki esas husus öğrenciyken size mars üzerinde verdikleri yaşam kapsülünün fonksiyonu değil emin olabilirsiniz.

Hemen Ara