Galeri

İletişim Bilgileri:

Alacaatlı Mahallesi Park Caddesi 15/1 Çayyolu/Çankaya ANKARA

0312 353 59 59

Folow Us

Ağustos 6, 2022 by Tint Mimarlık 0 Comments

MİMARİNİN TANRISAL YOLCULUĞU

Mimarlık her ne kadar insanlığın ihtiyaçları doğrultusunda doğmuş bir oryantal sentez olarak kabul edilse de, varoluş süreci gerek biçim gerekse estetik açıdan mimari için bir başlangıç noktasıdır. Tanrı’nın bilinmezliğini çözmeye çalışan ve O’nu arayan insanoğlu, inanç sistemi döngüsünde ilk başta mimariyi araç olarak kullanmıştır.
Neandertal (Homo neanderthalensis ), günümüzden yaklaşık 250.000 yıl önce mağaralarda yaşamış insan türüdür. Korunma amaçlı mağaralarda yaşadıkları ve mağara duvarlarına yaptıkları resimler hepimiz tarafından bilinmektedir. Peki bu mağara resimleri bize ne anlatmıştır? Bu resimler avladıkları hayvanları veya korktukları doğa olaylarını konu almıştır. Bunların bir ritüel olduğunu düşünürsek, bu resimler onları yırtıcı hayvanlardan, doğa olaylarından zarar görmemelerini sağlamak ve avlanmalarını kolaylaştırmak içindir. Tanrı veya tanrıları, onları korumuş ve yardım etmiştir. Yaratıcı kavramı net olarak ifade edilemese de; inanç sistemi kurulmaya başlamıştır. Ve Mimari; mağara duvarlardaki resimler ile tanrıya ulaşmak için bir araç olarak kullanılmıştır.

Çanak çömleksiz neolitik çağa ait en eski yapılaşma Göbekli Tepe ile karşımıza çıkmaktadır. Çıkartılan kalıntılara baktığımızda herhangi bir konutsal özellik taşımamaları; yapılar bütününü harika bir kült mimari olarak göstermektedir. Boyları 7m yi bulan dikili taşların çıkarılması; insanların stilize edilmesi olarak düşünülse de, insan boyunu aşan ölçekte yapılması, Tanrı’ya yakınlık olarak düşünülebilir. Bu da mimarinin hala Tanrı’ya ulaşmak için bir araç olarak kullanıldığını bize gösterir.
Antik Yunan Çağı’na geldiğimizde yaratılma düşüncesi yoktur. Dünya yoktan var edilmek yerine, biçim verilerek meydana getirilmiştir. Zamanın ünlü düşünürü Platon’a göre; iyi ideası, bir mimar gibi var olanı işleyerek biçimlendirilmiştir. Bu da arkaig dönemde mimarinin araç olmaktan çıkıp, Tanrı’nın mimar olduğunu bize göstermektedir.
Tek tanrılı dinlere geçişle birlikte, dünyayı yoktan var eden bir Tanrı inancı oluşmuştur. Yerleri ve gökleri vareden Tanrı inancı, bize Antik Yunan Çağ’ından günümüze Tanrı’nın hala ilk mimar olduğu inanıncının değişmediğini göstermiştir. Aralarındaki tek fark, birinde biçimlendirilen Dünya diğerinde yoktan var edilmiştir.
Bazı toplumsal gruplarda tarafsız bir Tanrı anlayışı vardır. Üyelerin inanış olarak tek tanrılı bir dine mensup olma zorunluluğu olması ve bu dinlerde Tanrı kavramlarının farklılaşması nedeniyle Tanrı’yı ‘Evrenin Ulu Mimarı’ olarak nitelendirmektedirler.
Teknolojinin gelişmesi ,yeni bir çağın ilk adımlarının atılması; insanlara yaratıcı olma hakkını vermiştir. Meta dünyası ile insanlar, kendi dünyalarını yaratmaya başlamışlardır. Bu durumu arkaig çağa göre düşünürsek var olanı biçimlendirerek, insanlar kendilerinin Tanrı’ları, kendi dünyalarının mimarları olmuşlardır.

 

Günümüze kadar ‘Tanrı’ ve ‘Mimar’ kelimeleri ayrılmadan gelmiştir. İlk başta inanç sisteminde mimari bir araç iken, yerleşik düzene geçilmesi ve sosyopolitik yaşamın başlaması ile birlikte Tanrı mimar olarak görülmeye başlanmıştır. Yaratma kavramının topluma entegre olması ile birlikte Tanrı baş yaratıcı, baş tasarımcı olarak inanç sisteminde yer almıştır. Bilişim sektöründe önemli gelişmelerin yaşanması ile insanlar kendi evrenlerini sanal ortamlarda inşa etmeye ve kendi evrenlerinin Mimarları olmaya başlamışlardır. İhsan Oktay Anar’ın Puslu Kıtalar Atlasında dediği gibi, ‘Gerçek olan biri beni düşünüyor. O gerçek ben ise bir düş oluyorum.’

Temmuz 26, 2022 by Tint Mimarlık 0 Comments

Restorasyon Nedir?

Mimarinin ana dallarından biri de restorasyondur. Restorasyonun kelime anlamı yenileme demektir. Sadece mimari de değil hayatımızda bir çok alanda karşımıza çıkan bir kelimedir. Kazılardan çıkarılan kalıntıların restorasyonu, resimlerin restorasyonları, arabaların restorasyonları sadece bu örneklerden bazılarıdır.
Ülkemizde; Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı, Anıtlar Yüksek Kurulu bulunmaktadır. Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının (sit alanları); korunması, restore edilmesi ve topluma kazandırılması bağlamında çalışmaktadır. Anıtlar Yüksek Kurulu, Türkiye’nin bir çok ilinde bulunmaktadır. Yapı ve diğer taşınmaz tescillerinin yapılması görevleri arasındadır. Tescilli yapılar ve taşınmazlar üzerinde; bu kuruldan onay almadan herhangi bir değişiklik veya çalışma yapılmaz.
Bir yapıyı restore etmek istiyorsanız; restitüsyon-rölöve-restorasyon projeleriniz, raporlarınız, gerekli durumlarda cephe siliyetleriniz ve malzeme örneklerinizle birlikte bu kurula başvurarak onay almanız gerekmedir.


Restitüsyon; bir taşınmazın, ilk yapıldığı halinin projelendirilmesidir. 18.yy’da yapılmış bir yapıyı düşündüğümüzde, haliyle zaman içerisinde doğal afetlerden kaynaklı yıkımlar, eklentik genişlemeler meydana gelmiş olabilir. Araştırmalarınız ve malzeme numunelerinizle, yapının tarihçesini raporunuzda belirtmeniz gerekmektir. Kullanım amaçlarındaki değişiklikler bile restitüsyon çalışmalarında çok önemlidir. Kısacası; günümüze kadar gelmiş veya gelememiş bir yapının dönemsel günlüğünü çıkarma işlemidir.
Rölöve;  TDK’ya göre ‘Bir yapının bütün detaylarının ölçülerek plan, kesit ve görünüşlerinin hazırlanması. Yani mevcut durumunun kağıda veya dijital ortama ölçekli olarak aktarılması.’ olarak geçmektedir. Yine bir yapı için konuşursak ,duvardaki bezemelerden tutun da, tavanındaki ahşap işlemelere kadar günümüze kalan taşınmaz her ayrıntı bize yapının rölövesini verir.
Restorasyon çalışmalarını yaparken, restitüsyon ve rölöve projeleri büyük önem arz eder. Nasıl bir olayı incelerken; gerçekleştiği dönemin şartları, günümüze kadar gelen yankıları ve geleceğe nasıl bir izlenim bıraktığı ile ilgileniyorsak yapıyı da aynı şekilde; dünü, bugünü ve yarını ile etüt etmemiz gerekir.


Her ne kadar restorasyonu yenileme olarak düşünsek de, bir çok tarihi bina restorasyon işlemi sonrası eski kullanım amacında kullanılmamaktadır. Buradaki amaç zaten kullanım amaçlarının sabit tutarak geçmişi günümüzde yaşamak değil, yapısal olarak atıl kalmış, ama kültürel mirasımız içerisinde tarihe ışık tutan taşınmazları restore ederek topluma kazandırmaktır. Çıkan mekan ihtiyaçlarına cevap vermek adına farklı tasarımlar ve bakış açıları denenmelidir.
Eskisini yeniden yapma adı altına yeni hacimlerde malzeme, kütlesel veya doluluk boşluk orantılarının tekrarları kullanılmaktadır. Buradaki tekerürün en belirgin özelliği, tarihi bir çevrede, silüetle uyumlu ve baskılayıcı bir fikrin ortaya konulmamasından kaynaklı ezici bir yapı yapma ihtimalinin çok düşük olmasıdır. Ancak, tarihi bir çevre yerinde, günümüze daha yakın bir kentleşme içerisinde olunduğunda, yansıtma ve saydamlaştırma kullanılabilir.
İşlev kazandırırken, iç mekanlarda ve eklenti hacimlerde malzeme olarak tarihinin kıtıklı sıvasının tuğla duvar üzerine yapmak (ekolojik bir tasarım anlayışı benimsenmemişse) çağımıza uzak kalabilir. Konservasyon işlemleri için kullanılması gereken ile günümüz teknolojisine ait malzeme seçimleri , bir harmoni içerisinde tasarım sürecinde yerini bulmalıdır.
Özetle, restorasyon çalışması yaparken çevreye ve çevredeki yapılara saygımızı asla yitirmemeliyiz. Bu saygı illa ,süre gelmiş bir ritim içerisinde olmak zorunda değildir. Farklı malzeme seçimleri ve tasarım anlayışları ile de bu saygımızı koruyabiliriz.


Bizler, Tint Mimarlık Ailesi olarak ; deneyimli kadromuz ve yenilikçi bakış açımızla, tarihi çevrede yapı tasarımı ve restorasyon projelerinde sizlerin hep yanındayız. Sizlerde yapılarınızda tarihi yaşarken, teknolojiyi kullanmak isterseniz; bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Temmuz 21, 2022 by Tint Mimarlık 0 Comments

MİMARLARIN ÇALIŞMA ALANLARI VE HAYATLARI

YKS sonuçlarının açıklanması ile birlikte üniversite adayları için tercih haftaları başladı. Daha önceki ‘Mimar Olmak’ başlıklı yazımızda mimarlık eğitimden kısaca bahsetmek istemiştik. Bu yazımızda da ilerideki meslektaşlarımız için, yardımcı olması adına mimarların çalışma alanlarına değinmek istiyoruz.
Mimarlık, çok yönlü bir meslek olmasından kaynaklı, çalışma ve uzmanlık alanları çok geniş bir alana dağılmıştır. Bir kere üniversitelerde verilen mimarlık eğitimi, kütlesel bir tasarım eğitimi ile birlikte size dört yıl boyunca estetik kaygı ve sanat bilinci de aşılar. Bu yüzden mimarlığı, sadece yapı tasarımı olarak düşünmemek gerekir. Endüstriyel tasarımdan, meta dünyasına kadar birçok mecrada kendini kanıtlamış bir daldır.


Mimarlık, bazı platformlarda; saha mimarı – proje mimarı olarak ayrım gösterse de, aslında bir bütünlük içerir. Örnek vermek gerekirse, bir aşı yapmadığı, deneyimlemediği bir yemeğin tarifini verebilir mi? Veremez. Kütlesel tasarımda aynı aşçı örneğindeki gibi, ilk önce yapılacak malzemeyi tanımanız ve onu kullanmanız gerektiğini bilmekle başlar. Uygulama ve projenin ayrı düşünülmesi yapılaşma süreci sonrası, sosyal medyada gördüğümüz ‘öncesi ve sonrası’ , ‘render ve yapılan’ gibi durumları ortaya çıkarmaktadır.
Günümüz şartlarında mezun olduğunuzda; size birkaç alternatif sunulur. Çoğu zaman özel sektör ve devlet memuru olarak düşünülse de; akademisyenlik de popüler alternatiflerden biridir. Özel sektör ve devlet memuru sınıflandırması yerine aslında bunu, hizmet veren ve verilen hizmeti kontrol eden olarak ayırabiliriz.

Bizler özel sektör çalışanı olduğumuz için bu konuyu biraz daha açmak istiyoruz. Çalışma hayatından da eğitim sürecinizde olduğu gibi siz bazı zorluklar bekliyor. İlk önce çizdiğimiz projelerde bahsedelim. Unutmamamız gereken en önemli nokta, çalışma hayatında yaptığımız her kütle kağıt üstünde kalmayacak. Bu yüzden en önemli unsur kullanıcı. Sayısal bir sonuç alamadığımız için, başarı kullanıcı memnuniyetidir. Uzaktan bakıldığında, kendimizi atölyelere kapatıp, günlerce çizim yapıyormuşuz gibi gözükse de aslında, çizim belki de işin en kolay bölümüdür. İlk önce tasarımını yapacağınız kütlenin hikayesini yazmalısınız. Kullanıcıyı çok iyi analiz ederek, kullanım süresi boyunca rutinlerine cevap verecek anlayış benimsemelisiniz. Bu doğrultuda bir işlev şeması çıkartıp, tasarıma başlamalısınız. Tasarım süreci zor gibi gözükse de, yazdığınız hikaye size ihtiyaçlarınızı zaten söyler. Başlamanız yeterlidir. Gerisi kendiliğinden gelir..
Özel sektörde mimar olarak çalışmak zor gibi gözükse de, mesleki tatmine ulaşmanız için en büyük adımdır. Tasarımlarımızın uygulanması ve beğeni görmesi bizler için en büyük mutluluktur. Hayatımızın büyük bir kısmı bilgisayar başında geçer, rüyalarımızda bile çizdiğimiz yapıların içlerinde gezer, her zaman söyleniriz, kahve besin kaynağımız haline gelir, her zaman ne kadar zorlandığımızdan bahsederiz. Ama meslekten vazgeçme oranımız çok düşüktür. Başka mesleğe yönelen meslektaşlarımız bile mimarlıktan vazgeçemez. Mimar-yazar, mimar-fotoğrafçı, mimar-işletmeci… Bu ünvanlar hep mimar ile başlar.
Biz Tint Mimarlık ailesi olarak, mesleğimizi çok seviyoruz. Bizim için en büyük başarı, aldığımız kullanıcı memnuniyeti. Çalışma hayatı olarak mimarlığı seven herkesi, bu bölümü okumaya ve hep birlikte sektörümüzü bilinçli olarak büyütmeye davet ediyoruz.

Temmuz 18, 2022 by Tint Mimarlık 0 Comments

MİMAR OLMAK..

18-19 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilen YKS Sınavının sonuçları ÖSYM’nin belirlediği sınav takvimine göre 20 Temmuz’da açıklanıyor. Sonuçların açıklanması ile birlikte belki de sınava hazırlıktan daha zor bir dönem adayları bekliyor. Üniversite ve bölüm seçme..
Bizde bu süreçte sizlere yardımcı olmak adına mesleğimizi biraz olsun anlatmak istedik. Mimarlık, hem güzel sanatlar hem de mühendislik fakültelerinde yer buluyor kendine. İki fakülte arasındaki temek fark, derslerin kredilendirmeleri oluyor. Eğer yurtdışında çalışmayı veya eğitiminize devam etmeyi düşünüyorsanız, denklik almanız için tamamlamanız gereken dersleri tercih döneminde incelemenizi tavsiye ederiz.

mimar olmak
Mimar, her türlü canlıya her türlü kullanım alanı tasarlayan kişilere denir. Konut yapılarından tutun da, sağlık, eğitim, güvenlik yapılarına kadar çok geniş bir alana yayılmıştır. Canlı odaklı tasarım olmasından kaynaklı, canlının olduğu her yerde mimari vardır.
Bir mimar aynı Cem Yılmaz’ın dediği gibi ‘little little into the middle.’ her şeyi biraz biraz bilmelidir. Biraz fizik, biraz kimya, biraz matematik. Hayata dair ne varsa, fikir sahibi olmalıdır ki; bu fikirler tasarıma dönüşebilirsin. Haliyle bu kadar yönlü bir mesleğin eğitimi kolay olmayacaktır. Sayılsal veya toplumca kabullenilmiş kesin bir doğru üzerinden sonuca varılamadığından; vize ve final haftaları zorlayıcı olabilir. Her bölümün kendince bir zorluğu tabi ki de vardır ama beğeni üzerinden notlandırma yapılması biraz daha işleri zorlaştırabilir.
Bölümün en güzel tarafı; tasarım yaparken hiçbir dikte hissetmeyecek olmanız. Tasarım yapmak başlı başlına bir eylem olduğundan, benlik kelime anlamıyla ‘ego’ besleyen bir meslektir.
Mimarlık sizi sadece bir meslek sahibi yapmaz, bir Unvan sahibi de olursunuz.
Mezun olduktan sonra, iş bulmak günümüz şartlarında, hiçbir dalda kolay değildir. Eğitim hayatınızda kendinizi ne kadar geliştirdiğiniz ile birlikte çalışma hayatınızda ne kadar geliştirebileceğiniz önemlidir.


Özetlemek gerekirse, mimarlık; ileride çok para kazanma isteğiyle okunabilecek veya çalışılabilecek bir bölüm değildir. Okuması kolay, televizyon karşısında proje çizebileceğiniz, son dakika jürilere hazırlanabileceğiniz bir bölüm hiç değildir. Mezun olduğunuzda, insanlar mimar olduğunuz için size farklı davranmayacaklar veya şirketler kapınızda onlarla çalışmanız için sıraya girmeyecek.
Mimar olduğunuzda, bir hikaye yazacaksınız. Sonra o hikaye sizin tasarımınız olacak. İçine gireceksiniz. Merdivenlerinden çıkacaksınız… O hikayeyi ilk önce siz yaşayacaksınız sonra da diğer canlılar o hikayede kendine yer bulacak..
Tint Mimarlık Ailesi olarak Çayyolu, Park Caddesinde; sizleri hikayelerimizi yaşamaya davet ediyoruz. Bu mesleği tercih etmeyi düşünen , müstakbel meslektaşlarımıza başarılar dileriz. Unutmayalım ki her güzel bahçe, dik bir yokuşun sonunda olur. Bahçeyi güzelleştiren içerisindeki çiçekler değil, sizin oraya giderken harcadığınız emektir.

Temmuz 4, 2022 by Tint Mimarlık 0 Comments

Kredi Oranlarındaki Yeni Düzenleme ile İnşaat Sektörü Canlanıyor

Geçtiğimiz yıla damga vuran, dolar kurundaki ani artış ve yaşanılan ani dalgalanmalar emlak sektörünü de derinden yaraladı. Kur artışından kaynaklı artan maliyetlerin alım gücünü düşürmesiyle, yaşanılan krize çare olarak; inşaat sektörünü canlandırmak adına yeni yapılar için bankalar düşük faizli konut kredisi vermeye başlamıştı.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) bununla ile ilgili yeni bir karara imza attı. Bu karara göre kredi değer oranları değiştirildi. Artık değeri 10milyon TL üzeri olan konutlar için kredi imkanı tamamen kaldırıldı. 5 milyona kadar olan konutlarda ise kullanılabilecek kredi oranın %70 olarak sınırladılar. 2 milyon TL’nin altındaki konutlarda %90 olarak kredi imkanı devam etmektedir.

Lüks Gayri-menkul değerlendirme uzmanlarına göre bu kararın nedeni; yastık altı paralarının piyasaya sürülmesinin istenmesi. Bankalarda altın ve dolar kurunda bulunan sıcak paraların piyasaya sürülerek, piyasadaki sıcak para akışının artırılmak istenmesi.
Alınan bu kararla birlikte inşaat sektöründe lüks konut oranlarında düşüş yaşanırken sosyal konutlarda artış olması bekleniyor. 2 milyon TL’nin altındaki konutlarda %90 oranında düşük faizli kredi imkanı , yüksek kira bedellerinin konuşulduğu ülkemizde , dar gelirli vatandaşların ev sahibi olması için büyük fırsat.
‘Ucuz konut üretiminin en önemli özelliği erişilebilir fiyatıdır. İkinci ve önemli adım yüklenebilir ve ucuz kredidir’ diyen İstanbul İnşaatçılar Derneği (İNDER) Yönetim Kurulu Başkanı Nazmi Durbakayım, bu kararın sektöre önemli yansımalarının olacağının müjdesini verdi.
Ankara, Çayyolu’nda bulunan Tint Mimarlık ailesi olarak; Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK)’nın son kararına göre istenilen ölçekte ve maliyette projelendirme ve uygulama hizmetlerimize devam etmekteyiz. Lüks konut inşaatından, sosyal konut projelerine deneyimli kadromuz ve yenilikçi anlayışımız ile sektörü bir adım daha ileriye taşımayı planlıyoruz. Siz hayal edin, biz tasarlayalım..
#Bddk #dolar #düşükkredi #konutkredisi #sosyalkonut #toplukonut #lüksvilla

Temmuz 4, 2022 by Tint Mimarlık 0 Comments

KONTROLSÜZ MİMARİNİN ORMAN YANGINLARINDA ETKİSİ

Son yıllarda; dünya genelinde ve Türkiye’de görülen orman yangınları küresel bir problem haline gelmiştir. En son Marmaris’te çıkan yangınla akciğerlerimiz derin bir darbe almıştır.
Neredeyse her kıtada görülmeye başlayan orman yangınları, doğal nedenlerle ya da insan oluşumu ile çıkıyor olsa da, bizleri yakından ilgilendirmektedir. Makro ve mikro iklimdeki derin değişiklikler; yağış miktarlarındaki azalma, atmosfer içerisindeki gaz dağılım oranlarındaki anlık farklılıklar, sıcaklık artışı, rüzgar şiddetini ve yönünün mevsimsel döngüsü dışına çıkması doğal yollarla doğrudan yangınları tetiklese de , kırsal bölgelerden büyük şehirlere olan göçlerin artması, besi hayvancılığının ve yabani hayvan popülasyonun azalması bu yüzden yanıcı organik maddelerin ağaç diplerinde fazlası ile birikmesi dolaylı yoldan yangınları etkilemiş ve kontrol edilemez hale gelmesini sağlamıştır.


Bütün bunlarla birlikte, kontrolsüz yapılaşma süreçleri ve denetimsiz yapılar da bu süreçte önemli rol oynamıştır.
Tip İmar Yönetmeliği’ne uymayan, emsal dışı yapılaşma ekosistemin dengesini bozmuştur. Sit alanlarına yapılan kaçak oteller, konutlaşma için kesilen ağaçlar, kurutulan ormanlar, daha büyük hasarlara neden olmuştur.


Yapılarda; karbon salınımı yüksek, geri dönüştürülemez malzeme kullanılması, enerji tüketiminin inşaa ve kullanım süreçlerinde kontrolsüz olması, pasif sistemlerin kullanılmaması, yapı enerji kimlik belgelerinin zorunluluk ve iş yükü olarak görülmesi gerekli önemin verilmesi, mimari açıdan ülkemizde yapılan en büyük yanlışlardır.
Biz mimarlara burada düşen en büyük görev; topografyayı tasarımımıza uydurmaya çalışmak yerine topografyaya uygun tasarım yapmaktadır. Yaptığımız yapıların, karbon ayak izlerini düşünmek ve bunu en aza indirmektedir. Çevreci yaklaşımlarla ihtiyaçları karşılayıp, pasif iklimlendirme sistemlerinden yararlanarak, enerji tüketimini minimuma indirgemektir.

Modern Mimari

Modern Mimari Nedir

“Modern mimari” terimi; Modernizm olarak bilinen sosyal, sanatsal ve kültürel tutum içinde tasarlanmış ve inşa edilmiş mimariyi tanımlar. Sanatta, edebiyatta, mimaride ve müzikte deneyselliğe, önceden belirlenmiş “kuralların” reddine ve ifade özgürlüğüne vurgu yapmaktadır. Mimarlıkta Modern Hareket 20. yüzyılda doğdu ve gerçekten I. Dünya Savaşı’ndan sonra başladı. Mühendislik, yapı malzemeleri, sosyal eşitlik, sağlık ve endüstrideki ilerlemeler yakınsadı, geçmiş tarihsel stiller reddedildi. Bu, mimarlığın yeni bir tasarım çağına girmesine izin veren mükemmel bir fırtına yarattı.

Modern mimari, süsleme üzerinde verimliliği ve modern formu vurgulayan bir so tarzıdır. Bu tasarım estetiği, victorian ve gotik stilleri gibi diğer detaylı ve farklı dekorlardan edinilmiş evlerden ayırmaktadır. Modern mimari genellikle sade ve düz biçimler içerir. Modern mimari aynı zamanda pratik bir sorunu çözmeye de çalıştı: kentsel nüfusta bir patlama. Göç ve çelik üretimi gibi yeni endüstriler insanları kırsal alanlardan şehirlere çekiyordu ve büyümeye ayak uydurmak için yeni ofislere, fabrikalara ve konutlara ihtiyaç vardı. Yeni seri üretim teknikleri, binaların hızlı ve nispeten ucuza üretilebileceği anlamına geliyordu.

Modern Mimari Özellikleri

Açık ve iyi tanımlanmış kat planları; modern mimari, biçime daha fazla ağırlık verdiğinden, mimarlar, yaşam alanları ve hayatın akışını destekleyen ferah kat planları yaratmaya çalışmaktadır. Modern ve geleneksel yapı malzemeleri; modern evlerde yaygın olarak kullanılan bazı malzemeler arasında çelik, beton blok, demir ve cam bulunmaktadır. Ahşap, tuğla ve taş gibi daha geleneksel yapı malzemeleri, doğal güzelliklerini göstermek için daha basit şekillerde kullanıldı. Dış çevre ilişkisiyle inşaat alanları ve binaların onları çevreleyen doğal peyzajla nasıl bir ilişki içinde olacağı üzerine çokça düşünüldü. Asimetrik tasarımlar; Modern mimarlar, temiz bir şekilde planlanmış ve herhangi bir ek dekorasyondan yoksun büyük, pürüzsüz şekiller ve asimetrik kompozisyonlarla oynadılar. Sonuç olarak modern mimari 1900’lerin başında kendini gösterdi. Ancak daha çağdaş gösterimleri göreceğimiz 1960’larda sona erişti. Öte yandan etkileri kaybolmadı. Yıllar içinde, Modern mimari dünyaya yayıldı ve yerel ihtiyaçları ve tasarım hassasiyetlerini karşılayan bölgesel uyarlamaları içerecek şekilde genişledi. Sonuç olarak modern mimari 1900’lerin başında kendini gösteren ancak daha çağdaş gösterimleri göreceğimiz 1960’larda soğuyacaktı. Modern mimarinin temel ilkeleri, işlevi izleyen biçim, temiz çizgiler ve süsleme eksikliğidir. Sonunda, alan fazlalığı ve yapı malzemelerinin katı doğası nedeniyle modern ilkeler günlük yaşam için çok sadeleşti ve cansızlaştı. Kullanım alanlarında ve mimaride gördüğümüz etkileri devam etmektedir.

Mayıs 27, 2022 by Tint Mimarlık 0 Comments

Yeni Nesnellik ve Mimari Yansıması

Yeni Nesnellik Akımı

Yeni Nesnellik, 1920’lerde Alman sanatında dışavurumculuğa karşı bir tepki olarak ortaya çıkan bir hareketti. Terim, Mannheim’daki Kunsthalle’nin müdürü Gustav Friedrich Hartlaub tarafından 1925’te post-ekspresyonist bir ruhla çalışan sanatçıları sergilemek için düzenlenen bir sanat sergisinin başlığı olarak kullandı. Max Beckmann, Otto Dix ve George Grosz’un da aralarında bulunduğu bu sanatçılar, dışavurumcuların kişisel katılımını ve romantik özlemlerini reddettiği için, Weimar entelektüelleri genel olarak kamusal işbirliği, katılım ve romantik idealizmin reddi için silah çağrısı yaptı.

Yeni Nesnellik, Weimar Almanya’daki kamusal yaşamın ve buna uyum sağlamak için yaratılan sanat, edebiyat, müzik ve mimarinin tutumunu karakterize etmek için kullanılan bir terimdir. dünyayla pratik ilişki – Almanlar tarafından özünde Amerikan olarak anlaşılan tüm ticari bir tutum: “Neue Sachlichkeit, Amerikancılıktır, amaç kültü, zor gerçek, işlevsel çalışma eğilimi, profesyonel vicdan ve kullanışlılık”

Esasen Alman resmindeki bir eğilimi tarif etmesine rağmen, terim kendi başına bir hayat sürdü ve Weimar Almanya’daki kamusal yaşamın tavrını ve buna uyum sağlamak için yaratılan sanat, edebiyat, müzik ve mimariyi karakterize etmeye başladı. Felsefi bir nesnellik hedefinden ziyade, dünyayla pratik bir ilişkiye -Almanlar tarafından özünde Amerikalı olarak anlaşılan, tamamen ticari bir tutuma- doğru bir dönüş anlamına geliyordu.

Hareket esasen 1933’te Weimar Cumhuriyeti’nin çöküşü ve Nazilerin iktidara yükselişiyle sona erdi.

Yeni Nesnellik Akımı

Mimari Yansıması

Resim ve edebiyatta olduğu gibi mimarlıkta da Yeni Nesnellik, 1920’lerin başındaki Weimar kültüründeki geçiş yıllarına ait Alman çalışmalarını, Ekspresyonist mimarinin üslup aşırılıklarına ve ulusal ruh halindeki değişime doğrudan bir tepki olarak tanımlar. Bruno Taut, Erich Mendelsohn ve Hans Poelzig gibi mimarlar, Yeni Nesnellik’in Almanya’da Neues Bauen (“Yeni Bina”) olarak bilinen, doğrudan, işlevsel açıdan düşünülmüş, gerçekçi inşaat yaklaşımına yöneldiler. Dawes planının kabulü ile Nazilerin yükselişi arasındaki kısa dönemde gelişen Neues Bauen hareketi, Weissenhof Estate gibi halka açık sergileri, Taut ve Ernst May’in devasa kentsel planlama ve toplu konut projelerini ve etkili deneyleri kapsıyordu. Bu nedenle Avrupa’da yeni nesnellik akımına ait çok sayıda mimari örnek görebiliriz.

Ankara’da Mimari Danışmanlık Firmaları

Ankara’da Mimari Danışmanlık Firmaları genellikle tecrübeli mimarlar ile çalışmakta. Profesyonel Mimar ve iç mimarların yıllardır sektörde edindiği tecrübeler, artık müşterilerle buluşuyor. Yeni bir ev veya ofis mi yaptırmak istiyorsunuz, ya da süreç nasıl işliyor? Bu tarz soruları bilmiyor ve öğrenmek istiyorsanız, bir danışmanlık firmasından destek almanızda fayda var. En şık ofisler veya en şık ev tasarımlarını nasıl yapacağınızı merak ediyorsanız mutlaka bir mimari danışmanlık firmasından destek almanız gerekiyor.

Birçok ilde olduğu gibi Ankara’da da Mimari Danışmanlık Firmaları bulunmaktadır. Hayalinizdeki ev veya ofis tasarımı konusunda tecrübeli mimar ve iç mimarlar ile projelerinize danışmanlık desteği veriyoruz. Tint Mimarlık profesyonel ekibi ve sektörde edindiği tecrübeler ile artık danışmanlık hizmeti de vermeye başlamıştır. Danışmanlık hizmetlerimiz için bizimle iletişime geçip detaylı bilgi alabilirsiniz.

Mayıs 9, 2022 by Tint Mimarlık 0 Comments

Mimaride Yeşil Çatılar Nedir

Günümüzde Yeni Nesil Mimari ‘de Yeşil Çatılar favori olmaya başladı. Söz konusu mimarlık olunca yeni nesil mimariyi sürekli takip etmek gerekir. Günden günde globalleşen dünyamızda küresel ısınma ve artan popülasyon ile birlikte insanlar haklı olarak sürdürülebilir ve sürekli yapıların arayışına girmeye başladı. Ankara mimarlık firmaları arasında en profesyonel çalışmalarla kendini ispatlamış olan Tint mimarlık, yenilikleri her daim takip ediyor. Günümüz mimarları bu istek ve ihtiyaca karşılık vererek bir adı yeşil çatı diğer adı eko çatı olan bahçeli çatı sistemlerini keşfetti. Yeni nesil mimarlarının keşfettiği bu yeni yapılar insanlara apartman dairelerinde yaşıyor olsalar bile bahçe keyfi sürebilmeyi vadediyor.

 Chicago Belediye Binası, ABD

Chicago Belediye Binası

Yeşil Çatıların Faydaları İse Şöyle Sıralanabilir;

  • Görünüm olarak daha cezbedici bir alan sunar,
  • Sürdürülebilir yaşamı mümkün kılar,
  • Yağmur suyunu %75’e kadar hapsederek yağmur suyunun akışını yavaşlatarak drenaj altyapısı üzerindeki baskıyı azaltır,
  • Kentsel ısı adası etkisi azalır. Kentsel ısı adası; insan faaliyetleri sebebiyle çevredeki kırsal alanlardan büyük ve önemli ölçüde daha sıcak olan metropol alanlara denmektedir.
  • Yeşil alanlar havayı filtreler ve böylece hava kalitesi iyileşmiş olur,
  • Yeşil çatıların ısıl kütle etkisi vardır. Bu etki sayesinde ısınma maliyetleri azalır,
  • Zararlı UV ışınlarından ve donma-çözülme döngülerinden koruyarak su yalıtım membranının ömrünü uzatır.
  • Değerli bir bina varlığı sağlayarak mülk değerinizi artırır.

Minneapolis, Minnesota, ABD

Minneapolis, Minneasota, ABD

Lüksemburg, Avrupa Yatırım Bankası Binaları

Avrupa Yatırım Bankası Binası

Hemen Ara